Lyme Hastalığı Terapisi

Çalışma Saatleri : Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00
  Whatsapp No: : +90 530 123 49 58

Tüm Yazı Kategorileri Lyme Testi

Lyme Hastalığına Dikkat!

Lyme hastalığı, kene ısırığı ile bulaşan ve “Borrelia burgdorferi” isimli mikroorganizmaların sebebiyet verip vücudun pek çok sistemini etkileyen bir hastalıktır.

Belirtileri nedeniyle diğer hastalıklarla benzerlik gösteren Lyme’a bu nedenle “BÜYÜK TAKLİTÇİ” denir.

Lyme hastalığı tanısı olduka zor olan bir hastalıktır. Bu hastalık, klinik testler ve bulgular sonucunda da oldukça zor anlaşılmaktadır. Onu diğer hastalıklardan ayıran tek belirti, vücudun ısırığa maruz kalan bölgesinde ortasında boğa gözü gibi bir şekil olan kırmızı halkadır.

Devamı

Lyme Tedavisinde Kullanılan Yöntemler

Tedavide Kullanılan Yöntemler

Vitamin Kokteyl Tedavileri

Ozon tedavisi ile birlikte uygulanabilen vitamin tedavileri genel sağlığımızı korumak adına yapılabilir. Bu vitamin kokteylleri her rahatsızlıkta gereklidir. Bağışıklık sisteminin mikroplar tarafından baskılanmasını ortadan kaldırmaya yardımcıdır. LYME hastalığında diğer tedavilerle birlikte bağışıklığın güçlendirilmesi için beraber yapılır.

Damardan uygulanan tamamen doğal vitaminler ile

-İmmun sistem güçlendirmesi

-Vitalizasyon (yeniden canlandırma)

-Enerji artışı yapılmaktadır

-Detox

-Enfeksiyonların tedavisinde ozon tedavisine ek olarak vitamin kokteylleri uygulanmaktadır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

İmmünoterapi

İmmünopterapi de terapide mikrop, bakteri, virüs, co enfeksiyonları ve parazitler hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Metabolizmada,  her an binlerce metabolik reaksiyon olmakta ve bu metabolik reaksiyonların yıkım ürünleri, açığa çıkan toksinler, serbest oksijen radikalleri vücudun  arınma mekanizmalarında öğütülmekte ve organizma temizlenmektedir.

Vücudumuz detoks mekanizmalarını çok iyi bilir ve uygular. Ancak petrokimya sanayinin gelişimine parelel olarak doğal hayatın ağır metallerle ve toksinlerle zehirlenmesi sonucu, vücudumuzun baş edemeyeceği kadar güçlü toksinlere ve toksik bir yaşama maruz kalmaktayız. Besin katkı maddeleri, sanayi artıkları,  çözücü eritici kimyasallar, petrol ürünleri, temizlik malzemeleri, formaldehit, tolüen, benzen gibi toksinlerin yaşamımızla iç içe geçmesi sebebiyle, yaşamımız detoksifikasyon için tıbbi yardıma ihtiyaç duyar hale geldi.     Karaciğer detoksifikasyonda çok önemli olan karmaşık bir organdır.

1-Kan fitrasyonu

2-Safra oluşumu

3-Evre-I detoksifikasyon reaksiyonları (Sitokrom  P450 sistemi üzerinden olan nötralizasyon zinciri)

4-Evre-II detoksifikasyon reaksiyonları (Glutatyon sistemi üzerinden olan eliminasyon eylemleri)  karaciğerde cereyan eden süreçlerdir. Glutatyon önemli bir detoksifikasyon zinciridir. C-Vitamin desteği Glutatyon düzeyini artırır ve anti-oksidan etki yapar.

Deve dikeninden elde edilen flavanoid komplexi olan Silimarin, karaciğer detoksifikasyonuna yardımcı olan önemli bir fitoterapötik ajandır. Alerjik reaksiyon diyerek ilaçlarla tedavi etmeye çalıştığımız  klinik durumların çoğu, kolonhidroterpi, detoksifikasyon, şelasyon tedavisi, ağır metal eliminasyonu, ozon tedavisi, nöralterapi, homeopati ile tedavi edebileceğimiz durumlardır.

Aşırı yüklenmiş bir organizmada toksin birikimi klinik olarak aşağıdaki şekilde kendini gösterebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

1-Sedef hastalığı

2-Akne

3- Sürekli baş ağrısı

4-İltihaplı hastalıklar (fronkül, abse, karbonkül, reaktif artrit v.s.)

5-Otoimmun hastalıklar

6-Kronik yorgunluk sendromuSağlıklı bir arınma yönteminden sonra bu klinik durumlar düzelir. Aksi takdirde baskılayıcı ilaçlar kullanmakla, sorunu çözmek yerine ötelemiş oluruz.Vücudumuzda biriken ağır metaller:Kurşun, civa, kadminyum,arsenik, nikel ve aliminyum en sık maruz kaldığımız ağır metallerdir.  Ağır metaller  beyin, böbrek ve bağışıklık sisteminde yığımlanma eğilimindedirler. (1) 1-Passwater R.A. and Cranton E.M. “Trace elements, hair analysis, and Nutrition”  New Canaan, CT:Keats, 1983

Ağır metal birikiminin ilk belirtileri belirgin değildir. Genellikle başka durumlara mal edilirler.

Erken belirtiler: Baş ağrısı, yorgunluk, kas ağrıları, hazımsızlık, ürperme, kabızlık, kansızlık, solukluk, baş dönmesi ve koordinasyon bozukluğudur.  Pek çok araştırmada çocukların dikkat eksikliği sorunlarında ağır metal birikimi suçlanmıştır. (2) 2-Pihl R. and Parkers M. “ Hair element Content as a Predictor of Learning  Disabled Children” Sicence 198, page 204-6, 1977

Modern yaşamın iş kollarının bazılarında, ağır metale maruz kalma ihtimali daha barizdir. Pil, akü yapanlar, benzin istasyonları çalışanları, matbaacılar, motor tamircileri, lehimciler, dişçiler ve mücevher işlerinde çalışanlar ağır metal birikimine daha sık maruz kalırlar. Zehirli maddelerin barsaktan emilimini azaltmak için lifli gıdalarla beslenme tavsiye edilir. Bu lifler, sebzelerde, yulaf  kepeğinde, pektin ve reçinelerde bulunur.   Saçın mineral analizi sonucu ağır metal yüklenme miktarı anlaşılır. 10 kilodan fazla kilo almak, Diyabet , Safra taşı , Yüksek miktarda alkol kullanımı,  Sedef  hastalığı,  Doğal ve sentetik steroid kullanımı, östrojen ve OKS kullanımı,  Belli kimyasallara ve ilaçlara uzun süre maruz kalmak,  Viral hepatit  durumlarında ağır metal yüklenmesi göz ardı edilmemelidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

KARACİĞER VE KANI ARITMA SİSTEMİ:

Karaciğerin detoksifikasyon sürecindeki ilk görevi: Karaciğer, dakikada yaklaşık 2 litre kan süzer. Zehirlerden arındırır. Kalın barsaktan portal sistem aracılığıyla karaciğere  gelen toksinleri elimine etmesi bu süzme eylemi sonucudur.  Kolondan gelen bu kan endotoksinler, antijen-antikor kompleksleri ve bir çok başka zehirli madde yüklüdür.  Düzgün bir karaciğer kanı yeniden sisteme aktarmadan önce toksinlerin %90 ını temizler. Ancak karaciğerde sorun varsa bu süzme işlevi çöker.

Karaciğerin detoksifikasyon işlevinin ikinci aşaması safra sentezlenmesi ve salgılanmasıdır. Karaciğer günde yaklaşık 1 litre safra üretir. Barsaklara giden safra ve toksinler lifli gıdalar tarafından emilir ve atılır. Ancak lifli gıdalarla beslenmiyorsa bu toksinler barsaktan atılamayıp absorbsiyon yoluyla tekrar sisteme alınır.  Safranın bir diğer faydası, barsaktaki yağ ve yağda çözünen vitaminlerin  emülsifikasyonlaştırıp emilimlerini kolaylaştırmaktır.

Karaciğerin detoksifikasyondaki üçüncü rolü Sitokrom P450 sistemiyle, toksinleri nötralize etmesidir. Sitokrom P450 sistemi, 100 kadar enzimden oluşur.  Her enzimin belirli tip kimyasallara  afinitesi vardır. Bazı insanlarda bu sistem çok aktif iken bazılarında daha az çalışır durumda olmaktadır. Sitokrom P450 sistemleri iyi çalışanlar, yıllarca sigara içerken vücutları bu sigara toksinlerini rahatlıkla bertaraf edebilmektedir. Ancak Sitokrom P450 sistemleri daha az çalışanlar birkaç on yıl sigara içmekle akciğer kanserine yakalanmaktadırlar. Yani bu sistemin çalışıp çalışmaması, kronik hastalıklara ve kansere yakalanma riskimizi belirlemektedir. Sitokrom P450,  nötralizasyon  işlemiyle, toksinleri suda çözünen yan ürünler haline getirirse böbrekle atılım daha kolay olacaktır. Ancak serbest radikallere dönüştürürse , bu serbest radikallerinde derhal anti-oksidan sistemlerle nötralize edilmesi gerekmektedir. O aşamada ise Karaciğerin detoksifikasyondaki dördüncü aşaması devreye girecektir. ( Şekil :1. Karaciğerde Detoksifikasyon işlemleri)

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Dördüncü aşama Glutatyon sistemidir. Bu sistem sistein, glutamik asit ve glisin den oluşan üç aminoasitli küçük bir peptiddir.  Şelasyon yaparak toksinleri bağlar. Çoğu kimyasal atıklar, ağrı metalar, çözücüler, böcek ilaçları yağda çözünürler. Bu nedenle atılımları çok zorlaşır. Bedenin yağda  çözünen bileşikleri atmasının ilk aşaması safrayla atmasıdır. Ancak safrayla atılan toksinlerin %90 ı tekrar emilmektedir. Yağda çözünenleri, Glutatyon yardımıyla bağlayarak, merkaptat denilen suda çözünen forma getirir. Böylece atılım sağlanır.  Sitokrom P450 ile Glutatyon sistemi arasında  hassas bir denge var.  Bu dengenin bozulması terazinin diğer tarafının ağır gelmesine organizmanın o kısmında aksama olmasına yol açar.Sitokrom P450 sisteminin sadece karaciğerde değil, vücudun başka dokularında ve hatta  beyin dokusunda da bulunduğu iddia edilmektedir. Alzeimer ve Parkinson hastalıklarında bu sistemin görev yapmadığı suçlanmaktadır. Sitokrom P450 sistemine yardımcı olacak besinler: Bakır, Magnezyum,Çinko, C-Vitamini ile Sitokrom P450 sistemi desteklenmelidir.Ancak Glutatyon sistemi iyi çalışmayan bir hastanın Sitokrom P450 sistemini uyarmak doğru değildir. Çünkü bu iki sistem birbirini tamamlayıcı ve destekleyici olarak çalışırlar. İkinci aşamada görevli olan Glutatyon sistemi çalışmazsa, Sitokrom P450 nin ürettiği yan ürünler ortamda birikir ve karaciğer ciddi zarar görür.

Sitokrom P450 yi aktive eden maddeler:

İlaçlar: Alkol, Sigara dumanındaki nikotin, Fenobarbütal, Sülfonamidler, Steroidler

Besinler: Lahana, Brokoli, Brüksel lahanası, Kömür ızgarasında pişirilmiş etler (yüksek oranda zehirli bileşenleri sebebiyle) Yüksek protein diyeti, Portakal ve mandalina

Vitaminler: Niyasin, Riboflavin, C-Vitamini

Bitkiler: karaman kimyonu, dereotu tohumu

Çevresel toksinler: Karbon tetraklorid, Egzos dumanı, Boyalardan çıkan gazlar,Böcek ilaçlarıBesinlerden, Lahanagiller ailesi hem Sitokrom P450 hem de Glutatyon sistemini uyarır.  İndol-3-karbinol içerirler. Bu molekül hem karaciğerde hem de barsakta detoksifikasyon sağlayan bir anti kanser kimyasalıdır. (3)   3-Beecher C.W.W. “ Cancer preventive properties of varieties of Brassica oleracea: A review” Am J Clin Nutr 59,(suppl) page: 1166s-1170s , 1994

Portakal,Mandalina ,Karaman kimyonu ve dere otu tohumu Limonen içerirler. Limonen deney hayvanlarında antikanserojen olduğu saptanan bir fitokimyasaldır. (4)  4-Crowell P.L. and Gould M.N. “Chemoprevention and Therapy of  Cancer by d-Limonene “ Critical Rev Oncogenesis 5 , page 1-22  1994Ancak greyfurtta bulunan Naringenin maddesi genel bilgilerimizin tersine sitokrom P450 nin gücünü %30 oranında azaltmaktadır. Yüksek oranda ilaç kullanıyorsanız greyfurt kullanmamanız gerekir.

Sitokrom P450 sistemini inhibe edenler:

İlaçlar: Benzodiazepinler, Antihistaminikler, simetidin ve mide salgısını önleyen ilaçlar, ketakonazol, sülfanfenazol

Besinler: Greyfurt suyundaki Naringenin,  Zerdeçal baharatındaki Kurkumin, Acı kırmızı biberdeki Kapsaisin, Karanfil yağındaki Öjenol

Diğerleri: Yaşlanma, barsaktaki patojen bakterilerden üreyen toksinler.Hint safranına sarı rengi veren bileşik olan kurkumin, Sitokrom P450 yi baskılarken, Glutatyon sistemini aktive eder.  Bu etkisi kanser önlemede çok yararlıdır. (5 )  5- Nagabhushan M, and Bhide S.V. “ Curcumin as an inhibitor of Cancer”  J.Am Coll Nutr 11 page:192-198, 1992

Sigara içen veya sigara dumanına maruz kalanların ana bileşeni zerdeçal olan köriyi kullanmaları oldukça faydalıdır. Ayrıca günde 500 mgr C.vitamini takviyesinin,  Glutatyon sistemini önemli derecede güçlendirdiği çalışmalarla saptanmıştır.

Sitokrom P450 sisteminin iyi çalışması ve için önerilen besinler: Lahanagiller (lahana, Brüksel lahanası, brokoli), B-vitamininden zengin besinler (mayalı besinler, tam tahıllar), C-Vitamininden zengin besinler ( Biber, lahana, domates) Trunçgiller ( portakal, mandalina) (Greyfurt pek önerilmiyor.)

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

KARACİĞER DETOKSİFİKASYON SİSTEMİNİ DESTEKLEMEK İÇİN TAMAMLAYICI TIP YÖNÜNDEN TEDAVİ PROTOKOLÜ: 

 Karaciğerde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Beslenme: Sağlıklı bir karaciğer için aşağıdaki 3 şeyden uzak durmanız gerekir:

1-Doymuş yağlar

2-Alkol

3-Rafine şeker

Yağ oranı yüksek olan bir diyet kolestaza neden olur. Ancak lif oranı yüksek olan bir diyet, safra salgısını arttırır.

Karaciğeri koruyan gıdalar şunlardır:

1-Yüksek sülfür içeren gıdalar: Sarımsak, baklagiller, soğan ailesi, yumurta

2-Suda çözünen  lifli gıdalar: Armut, yulaf kepeği, elma , baklagiller

3-Lahana ailesi: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana

4-Enginar, pancar, havuç, karahindiba, pek çok yeşil yapraklı ve baharatlar( zerdaçal, tarçın ve mayan kökü)

Ortomoleküler tıp yaklaşımıyla mineral ve vitamin takviyeleri verilmesi önemlidir.  Bakır, Magnezyum,Çinko, C-Vitamini ile Sitokrom P450 sistemi desteklenmelidir.

Nöralterapinin bir organın ve sistemin çalışması üzerindeki etkisi hayati önem arzetmektedir.  Bir organın özellikle karaciğerin, gerek segmental, gerekse gangliyon çölyak üzerinden uyarılması, karaciğer segmentiyle ilişkili olabilecek bozucu alanların regüle edilmesi organın daha aktif ve düzenli çalışmasına destek verecektir.

Fitoterapi bakış açısıyla: Karaciğer dostu olan Silimarin in destek ürün olarak risk gruplarına verilmesi, önemlidir. Silimarin , C ve E vitaminlerinden kat kat daha güçlüdür. Glutatyon sistemini %35 gibi yüksek bir oranda artırmaktadır. Glutatyon sistemi ne kadar güçlüyse karaciğerin detoksifikasyon etkisi o kadar güçlüdür. Kanserden koruma, toksinlerin dokuya zarar vermesinden koruma, sirozdan koruma ve alkolun zararlarından korunma , konusunda  Silimarin altın değere sahip bir moleküldür. Rowacholl gibi karaciğer ve  safra sistemleri üzerine etkili drogların 3 ay gibi bir zaman diliminde kullanılması önemlidir.Dokudan ağır metallerin eliminasyonu için Almanya Gissen Üniversitesi Tamamlayıcı Tıp Kürsüsünden Prof . Dr. Hergert ve Prof.Dr. Hüseyin Nazlıkul un önerdikleri fitoterapötik ajanlarla şelasyon tedavisi bu aşamada önemlidir. Bir yosun derivesi olan Chlorella    ve Coriander’in (Kişniş Tohumu) günde 3 defa kullanılması ve bu tedavinin 6 ay devam etmesi önemlidir.Ayrıca sağlıklı bir barsak florası için gayta analizi, besin alerjisi testi önerilmektedir. Candida hakimiyeti olan bir kolonda mutlaka Probiotikler ve Dida kullanılması önerilmektedir.Haftada 1 veya 2 doz  rektal ozon uygulanması ve 5 gün arayla 3 defa kolonhidroterapi yapılması, tamamlayıcı tıp disiplini içerisinde hastalarımıza sunacağımız mükemmel bir koruyucu hekimlik hizmetidir.Bu tedaviler mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır. Hekim denetiminde yapılmalıdır. Tek başına bu uygulamalardan herhangi birinin hekim bilgisi dışında kullanılmasının, bir anlamı olmadığı gibi, sakıncalı sonuçlar doğurduğu da bilinmektedir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Homeopati

Homeopati terapisinde  mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Homeapati tüm hastalıklarada kandaki mikrop,bakteri,virüs ve parazitleri yok etmede çok başarılıdır.Doğru kullanılırsa sentetik ilaçlara gerek kalmadan hasta zarar  görmeden tedavi edilebilr.  

Homeopati şu hastalıklarda kullanılır veya şu hastalıklarda kullanılmaz tarzı bir yaklaşı, homeopatinin ruhuma, felsefesine aykırıdır. Biridi böyle bir soru soruyorsa onun homeopatiyi hiç bilmediğini ve allopatik bir bakışa sahip olduğunu hemen anlarız. Homeopati yaşam enerjisini regüle etmekte ve  tüm hastalıklarda başarı göstermektedir.

Homeopatinin Kısa Tarihi Homeopati “maddeler seyreltildikçe etki güçleri artar“ prensibine dayanmaktadır.- Bu prensip tarihte ilk defa antik Yunan döneminin en tanınmış hekimi olan Hippokrates tarafından farkedilmiştir. Daha sonra bu doğa yasası 16. yüzyılda Alman gezgin, Hekim ve Simyacı Paracelsus tarafından oldukça yoğun bir şekilde araştırılmıştır.

Fakat bu doğa prensiplerini ilk defa Doktor, Eczacı ve Kimyacı olan Samuel Hahnemann kendi üzerinde yaptığı denemelerle doğrulamış ve bu gücü hastalıkların tedavisinde kullanmayı bir bilim haline getirmiştir.Christian Friedrich Samuel Hahnemann 1755 de Almanya’nın Meissen şehrinde ( bugün Dresden’e bağlı) doğmuş. Tıp, eczacılık ve kimya öğrenimlerini bitirdikten sonra kısa bir süre hekim olarak çalışmış ve müteakiben bu şekilde doktorluk yapmayı red etmiş ve bildiği yedi dilde, çeviri yapmayı tercih etmiştir.

Çeviriler esnasında Kınakına ağacının (Latinamerika’nın tropik bölgesinde yetişir) kabuğunun sağlıklı bir insan tarafından alındığında malarya ( sıtma ) hastalığına benzer semptomlar gösterdiğini öğrenmiş ve kendi üzerinde bunu defalarca denemiştir. Bu şekilde tedavi yapılması kanısına varıp bir dizi deneme ve olumlu sonuçlar aldıktan sonra bunları ana eseri olan “Das Organon“ adlı kitabında bilimsel bir hale getirmiştir. Böylece Homeopati modern ve doğal bir tedavi yöntemi olarak doğmuştur.Hahnemann uzun süre Almanya’da Homeopat olarak hasta kabul görmüş  ve hayatının sonuna kadar (1843 / Paris) yaptığı araştırmalar hakkında çok sayıda kitap yazmıştır.

Akupunktur, Homeopati, Nöralterapi, Proloterapi,Ozon Tedavisi özellikle kronik hastalıkların tedavisinde destek tedavi, yardımcı tedavi, Komplementer tedavi adıyla hekimler ve hastalar tarafından tanınır ve uygulanır olmuştur.Aslında hastayı tedavi eden ve hekim tarafından uygulanan, bilim olan, kanıta ve yanıta dayalı açıklamaları olan tıp disiplinlerin tamamlayıcı ve destek diye ayırmak pek uygun değildir. Belli alanların kontrolünü eline geçirmiş olan ve sektörleşen her hizmet, kendine rakip olanı dışlıyor. Ancak ortada bir gerçek var ki, amputasyon önerilen bacakları ozon tedavisi ile kurtarılabilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

MANYETİK ALAN TEDAVİLERİ

Manyetik alan terapisinde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Yer kabuğunun doğal bir magnetizması (manyetik alanı)  vardır. Aynı şekilde atmosfer tabakasının da insanlar üzerinde yarattığı bir alan vardır. Bu manyetik etkileşim hücre zarında madde alışverişini, atık maddeleri ve toksinlerin uzaklaştırılmasını, su, besin, oksijen, minerallerin alınmasını sağlayarak, yaşamsal fonksiyonların dengeli devamını sağlar. Ancak günümüz yaşamlarında sadece bu iki doğal elektromanyetik alanın etkisinde kalamıyoruz, çünkü yeni dünya bir elektriksel dünya ve sürekli olarak başka elektriksel ve elektromanyetik alanların etkisindeyiz. Bu bozuk ve devamlı manyetik alanlar da kendi elektriksel yapımızı bozarak hastalıkların oluşumuna bir faktör daha oluştururlar.

Pulsatif manyetik alan tedavisi, belli frekanslarda elektriksel alan oluşturan bir makina küçük jeneratördür. Uyguladığımız diğer tedavilerin yanında, istirahat süresi boyunca  çevrenizde yaratacağı sağlıklı ve dengeli elektromanyetik alan ile bedene bu doğal manyetik alanı sağlar. Böylece vücut dokularını uygun bir şekilde etkileyerek hücre zarlarının geçirgenliğini sağlarken, bir çok hastalığın tedavisinde de başarılı bir şekilde kullanılır.Tedavide oldukça geniş bir uygulama alanı olması, kolay uygulanabilirliği, doğal bir metot oluşu ve yan etkisi olmaması, magnetoterapiyi oldukça önemli kılmaktadır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

BİOFOTON

Biofoton terapisinde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller  hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Biofoton hormon ve hücreleri etkilemek için ışığın iyileştirici gücünü kullanan bir tedavi sistemidir. Işık fotonları cilt tarafından emilir, vücutta çoğalır ve dağılır. Sinir sisteminden dallanarak omurilikten beyne ulaşır ve anlamsal olarak üretme işleminde düzenleme yaparak çeşitli hormonları üzerinde olumlu etkiye sahiptir örnek olarak endorfin ve serotonin.

Foton sinyalleri diğer bağlantılar üzerinden böbreküstü bezlerine ulaşır ve burada DHEA (Strese karşı önemli bir hormondur) ve kortisolün değişen üretimine yol açar. Yapılan klinik incelemelerde ışık terapisi ile DHEA ve Kortizon seviyelerinde anlamlı değişiklikler olduğu gözlenmiştir.

Bilimsel araştırmacı, organizma için biyokimyasal bazdaki moleküler etkileşimin ötesinde bilgi ve enerjinin aşırı derecede önemli olduğu hakkında daha fazla bulguya sahip olmaya başlamıştır. Empirik olarak gözlemlenen birçok fenomen biyo-kimyasal eylemlerle açıklanamıyor, bilgi ve enerjiden kaynaklanan etkenlerden kaynaklanıyor.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurt dışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

FİTOTERAPİ

Fitoterapide mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları,parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Latince Phyton (Bitki) ile Therapeia (Tedavi) kelimelerinden oluşan Fitoterapi, hastalıkların taze veya kurutulmuş bitkiler ve onların doğal ekstreleri ile tedavi edilmesi yöntemine verilen addır.

Bitkiler yalnızca bitkisel tedavi yöntemleri çerçevesinde kullanılmaz. Allopatik hekimlikte de bitki kullanılır; hatta bir zamanlar bütün ilaçlar bitkilerden yapılırdı. Bitki tedavisinin hakkını verebilmek için, allopatinin ilaç hazırlarken, bitkileri ne şekilde kullandığın bilmek anlamlı olmaktadır. LYME tedavisinde kişinin semptomlarına göre bitkisel ekstratlar, sıvı veya kapsül şeklinde kişiye özel  protokoller oluşturulur.

Unutulmamalıdır ki, fitoterapi de bir bilim alanıdır. Anadolu tıbbı, fitoterapinin en yoğun olarak uygulandığı bilim alanlarda bir tanesidir.Kliniğimizde fitoterapik yaklaşımı modern tıbbın ve farmakolojinin sentezinde bütünleşmiştir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

ŞELASYON TEDAVİSİ

Şelasyon terapide mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Şelasyon kelime anlamı olarak, metallerin bağlanarak atılması demektir. Şelasyon tedavisi, vücuttan ağır metallerin uzaklaştırılması yöntemidir. Şelasyon tedavisi adı altında günümüzde pekçok yöntem kullanılmaktadır. Kliniğimizde özel diyagnoz yöntemleri (vega, reviquant) ile ağır metal seviyesi yüksek olan ve hastalığının tedavisi için bu yükten kurtulması gereken vakalara doğal ürünler ve serum ile şelasyon yöntemleri uygulamaktayız.  Şelasyon hastanın takibi ile parametrelerin tekrarlayan kontrolleri ile uygulanan dinamik bir tedavi sürecidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Ozon Terapi Nedir?

Ozon terapide  mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları,parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Tedavi amaçlı Ozon Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

Özellikleri ve etkisi
Medikal ozonun iyi bilinen bactericidal (bakteri öldürücü), fungicidal (mantar öldürücü) and virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferones yada interleukins gibi önemli aracıları içeren) adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

Endikasyonlar 
Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 4 temel alanda kullanılmaktadır :
1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde örneğin karaciğer hastalıklarından hepatitler, uçuklar (herpes).
3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda örneğin
Bacaklardaki açık yaralar (ulcus cruris)
Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit)
Yanıklar, haşlanma ve enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda “majör otohemoterapi” formunda veya “minör otohemoterapi” olarak kullanılır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Uygulama yöntemleri
UYARI:
 Ozon gazının solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır.
Senelerin deneyimi sonucunda ve son yapılan klinik çalışmalar ışığında beş uygulama şeklinin geçerliliği kabul edilmiştir:
1.Majör otohemoterapi (Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemi aktivasyonu için kullanılır.
Bu metodla, 50 ila 100 ml hastanın kanı alınır, tam olarak tesbit edilmiş ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya geri verilir. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan hastaya hemen normal bir damlalık kullanarak tekrar geri verilir.

Aynı prensibi kullanarak, minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

2.Eksternal tedavi ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru bölgelere etki etmez. Bu metod ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su ve ozonlu saf medikal zeytin yağı kulanmaktır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
3.O3 gasının rektal yolla uygulanması kulağa hoş gelmese de o kadar rahatsızlık verici değildir. Aslında hasta kesinlıkle hiçbir rahatsızlık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak hassas barsak cidarı tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Diğer bir yaklaşım steril sistem içinde şırınga ile verilmesidir. Bu metod genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır. Almanyda en sık kullanılan metottur.

4.Ozonun eklem içi enjeksiyonu; ancak bu yaklaşım hiç bir zaman nöralterapi kadar etkili değildir.  Bu metod ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir). Nöralterapinin önemi ozon yapanlarda görülüdüğünde artık onlarda ozon yerine veya bazen birlikte prcain ilave etmektedirler. Benim 10 yıllın üzerindeki deneyimlerimden eklem içine enejksiyon için ozondan ziyada tercih nöralterapi olmalıdır.

3. Genel Olarak Hangi Hastalıklarda Ozon Tedavisi Yapılabilir
Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.

Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli ,pratik, etkili ve ucuzdur.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Doğal olarak,diğer tıbbi tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi % 100 garanti hiçbir zaman vaad edilemez , tedavi başarısı uygulanan duruma , hastalığın ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır ancak ozon tedavi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında azalma mutlaka olmaktadır. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu gibi uygulanan yönteme, konsantrasyona ve sıklığına bağlıdır.
Göz hastalıklarında ozon tedavi 
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.

Kanser
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) – cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl boyunca içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı. Bu özellikleri, inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları.

Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları alt bacağın ülserleri şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex), herpes zoster. Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. dudakların uçuğu , sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları 
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

Artritik/Romatizmal Durumlar – Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .

Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

 

Göz hastalıklarında ozon tedavi 
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.

Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları alt bacağın ülserleri şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex), herpes zoster. Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. dudakların uçuğu , sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları 
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

Artritik/Romatizmal Durumlar – Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .

Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Devamı

Lyme Nasıl Tedavi Edilir?

Lyme Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılıyor? Tedavi Aşamaları Nelerdir?

Tanı koyup ilaç yazma yerine hastalıkların nedenini bularak çözümler üretir. Hastayı bütüncül değerlendirir.
Hastanın şikayetinin özellikleri, hastalığın nedenini bulma konusunda pek çok ipucu içerir. Tedavi temelini oluşturan hastayı doğru dinlemek çok önemlidir.Tedavi araçları olarak ilaçlar yerine bedenin network’ünü düzenleyen bütünsel yaklaşım kullanılır.

Hastayı Dinlemek

1. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınır.

  • Öncelikle hastanın şikayeti müdahale edilmeden dinlenir, olduğu gibi kaydedilir.
  • LYME ile ilgili detaylı sorgulama yapılır (şekli, süresi, nereden başladığı, ne zaman olduğu…).
  • Tüm hayatı boyunca geçirdiği hastalıklar kaydedilir.
  • Şikayeti ile bağlantılı olabilecek, hastanın aktarmadığı şikayetler sorgulanır.
  • Ailesindeki hastalıklar, özellikle hastanın şikayeti ile ilişkili olanlar kaydedilir.
  • Hastanın tüm şikayetleri ve yaşadıkları zaman çizelgesi yapılır.

2. Hastaya LYME ile ilgili sorunları sorulur.

Lyme Tedavi Planları

Hastanın bilgileri değerlendirildikten sonra tedavi planı yapılır. Tedavi süresince semptomlardaki değişimlere göre plan değişikliği yapılabilir. Seans sayısı değişebilir

Lyme Tedavi Süresi

Tedavi seanslar halinde yapılır. Seansların belli bir aralığı olmakla birlikte standart değildir. Hastanın yaşam koşulları ve tedaviye alınan cevap önemlidir. Her hastada hastanın değerlendirmesini takiben kişiye özel planlama yapılır.

  • 1-3-5-7-10 seans olabilir.
  • İlk aşamada yapılan tedavi planlaması her seansta değişebilir.
  • Hastanın tedaviye verdiği cevap ve semptomların hiyerarşisindeki değişimler her seans değerlendirilir. Yeniden planlama yapılır.
  • Yaşama yayılan bir tedavidir. Hastalığa yatkınlık tedavi sonrası da devam eder. Yıllar içinde LYME yeni gelişen bozucu alanlar olabilir. Bunlara bağlı hastalık semptomlarında kısmi geri dönüşler görülebilir. Bu durum sorun değildir.
  • Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Devamı

Lyme Testi Nasıl Yapılır?

Lyme testi nasıl yapılır?

LYME testini uzaktan kan numunesi veya bizzat kendiniz gelerek LYME ve Co enfeksiyonlarının yurtdışı standartları ile Türkiye’de sadece igenex test kitleriyle uzman kadromuz tarafından yapılmaktadır.

Tek başına Borralia Testi YETERSİZDİR. Çünkü Borralia ile birlikte bir çok CO Enfeksiyon Vücuda girmektedir.

Devamı