Lyme Hastalığı Terapisi

Çalışma Saatleri : Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00
  Whatsapp No: : +90 530 123 49 58

Tüm yayınlar ile %s etiketlendi Lyme Tedavisi

Lyme Hastalığı Ağrı Kontrolüne Genel Bakış

Lyme hastası olan çoğu insanı acı çeker. Bu yazıda Lyme ağrısının nedenlerini ve kişinin ağrıyı kontrol altına almak ve ortadan kaldırmak için atabileceği adımları detaylandırmak istedik. Lyme hastalığı ağrısını kontrol etmek için aşağıdaki stratejiyi kullanımı öneriliyor:

Uyku,
Diyet,
Anti-sitokin bitkileri ve inflamasyonu azaltmak için takviyeleri,
Mitokondri hücre enerji fabrikalarını tamir eden takviyeler,
Düşük doz naltrekson (LDN),
Tıbbi esrar ve / veya CBD yağı,
Magnezyum kasları gevşetir,
Akupunktur ve
Reçeteli ilaçlar.
Lyme Hastalığında Ağrı Türleri

Kronik Lyme hastalığında üç tür ağrı vardır; 

inflamasyon,
nörolojik ve
kas spazmı.

Lyme Hastalığı Ağrısında Sitokin Enflamasyonu

Lyme hastalığının sitokinler olarak adlandırılan aşırı iltihap kimyasalları yapmak için beyaz kan hücrelerini tetiklediği bilinmektedir. Bu sitokinler ağrıya sebep olur. Bu ayrıntılı bir açıklama ve tedavilerin gözden geçirilmesi için bkz. Kontrol Sitokinleri: Lyme Belirtilerini ve Bağışıklık Sistemini Düzeltmek için Bir Kılavuz.

Lyme hastalığı Ağrı Stratejisi

Yani Lyme hastalığında ağrıyı azaltmak için bir strateji, sitokinleri azaltan otlar ve takviyeleri almaktır. Bunlar curcumin ve lipozomal glutatyon içerir . Reçeteli bir ilaç olan düşük doz naltrekson (LDN) , sitokinleri de düşürebilir.

Lyme Hastalığında Nörolojik Ağrı
Lyme hastalığı da nörolojik ağrıya neden olabilir. Sinir ağrısının keskin, bıçaklama, vurma, delme veya elektrik tipi ağrı özellikleri vardır. Bu acı nitelikleri Lyme mikropların sinirleri doğrudan etkilediği zaman ortaya çıkar. Ya da sitokinlerden gelen sinirlerin iltihaplanması sonucu oluşur.

Fibromiyalji ve MS hastalarında meydana geldiği bilinen ve Lyme hastalığı olan kişilerde ortaya çıkabilen ikinci tip bir sinir ağrısı vardır. Bu, beyinde “mikroglia” adı verilen bir beyin bağışıklık hücresini aktive eden enfeksiyondan kaynaklanır. Enfeksiyonlar mikrogliada Toll-benzeri reseptörleri aktive ettiğinde, bu, vücutta hissedilen nörolojik ağrıya yol açar. Bazıları bunun fibromiyalji hastalarında görülen kas ağrısının (miyalji) sebebi olduğunu düşünmektedir. Lyme hastalığında görülen miyalji de büyük bir nedeni olabilir.

Lyme Hastalığı Ağrı Stratejisi

Beyinde mikroglia aktivasyonu nedeniyle sinir ağrısında, bir strateji mikrogloyu açmasını durdurmak için Toll-benzeri reseptörleri bloke etmektir. LDN bununla yardımcı olur.

Bir başka strateji sinirlerin iltihaplanmasını azaltmaktır. LDN , anti-sitokin bitkileri ve tıbbi esrar / cbd yağı bu konuda yardımcı olabilir.

Son sinir stratejisi sinir ağrısını ileten sinir sinyallerini azaltmaktır. Uyku bu yardımcı olur, tıbbi esrar / cbd , reçete anti-nöbet reçeteleri ve anti-depresyon reçeteleri de bunu yardımcı olabilir.

Lyme Hastalığında Kas Spazmı Ağrısı
Enflamasyon veya sinir yaralanmasına bağlı olarak, Lyme ile birçok kas spazmı nedeniyle ağrıya sahiptir. Sitokinleri azaltmaya ve sinir ağrı sinyallerini kontrol etmeye yönelik stratejilere ek olarak, kas gevşeticileri bu duruma yardımcı olabilir.

Lyme Hastalığı Ağrı Stratejisi

Magnezyum yararlı bir kas gevşetici. Magnezyum Malat ve Magnezyum Sitrat, bu konuda en yararlı bulduğum magnezyum tuz formlarıdır. Reçete kas gevşeticiler de yararlıdır.

Lyme Hastalığında Ek Ağrı Faktörleri
Lyme Hastalığı Ağrı Yönetimi Uyku
Lyme hastalığında ağrı kontrol stratejisinin merkezi uykudır. Uyku iki şekilde yardımcı olur.

Yeterli uyku almak ağrı hassasiyetini azaltır, bu da ağrı toleransını artırır.
Uyku ayrıca Lyme ağrısına yol açan iltihaplanma sitokinlerini de azaltır.
Lyme Hastalığı Ağrı Stratejisi

Bir gecede 7-9 saat uyu. Bunu yapmak için iyi uyku hijyeni, uyku otları ve takviyeleri ve / veya uyku reçeteleri kullanın. Lyme Hastalığında Uyku Bkz : Temel Adımlar , Uyku: Doğal İlaçlar ve Uyku: Reçeteli İlaçlar .

Mitokondri Disfonksiyonu ve Kronik Ağrı
Mitokondri, her hücrede bulunan enerji fabrikalarıdır. Bazı tahminlere göre bir hücrede 300 ila 400 mitokondri vardır. Kronik enfeksiyon mitokondriya zarar verebilir. Hasarlı mitokondrilerin kronik ağrıya yol açtığını gösteren büyüyen bir bilim organı var.

Lyme Hastalığı Ağrı Stratejisi

Mitokondriyi onarmak mümkündür. Power Up’a bakın ! Mitokondriyi onarmak için NT Faktör fosfolipitleri , lipozomal glutatyon ve CoQ10 kullanılarak atılacak adımlar için enerji ve Mitokondri .

Diğer bir strateji, mitokondriyi destekleyen düşük inflamatuar gıdaları yemektir. Bkz Şimdiye kadar en iyi Brain, inflamasyon, ağrı, Enerji ve Detoks Diyeti etkili paleo diyet hakkında daha fazla bilgi için bkz.

Lyme Hastalığı Ağrısı için Geleneksel İlaçlar
İlaç ilaçları ağrıyı kontrol edebilir. Ancak, yan etki riskini artırmaktadırlar. Genel olarak, yukarıda tarif ettiğim fonksiyonel ilaç yaklaşımlarından farklı olarak, bu ilaçlar semptomları maskelemekte, ancak ağrı veren altta yatan sorunları düzeltmemektedir.

NSAIDS
İbuprofen ve naprosin gibi steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçlar (NSAIDS), inflamasyonu azaltabilir ve ağrıya yardımcı olabilir. Bununla birlikte, kıkırdak, mide astarı tahriş ve tahriş, hatta mide bulantısı bile zarar verme riski taşırlar. Bu yüzden uzun süreli kullanım için bunları önermiyorum.

Lyrica ve Cymbalta 
Bu ilaçların ikisi de sinir ağrısını ve fibromiyaljiyi yönetmek için ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmıştır. Lyrica çok maliyetli, bu yüzden bazı sigorta şirketleri bunun için ödeme yapmayacaktır. Her iki ilacın da uykuda yan etki riski ve bazı sinir sistemi yan etkileri vardır. Cymbalta depresyon için yararlıdır. Bu nedenle, bu ilaçlar Lyme’de görülen kas ağrısına ve sinir ağrısına yardımcı olabilir.

Anti-nöbet ilaçları 
Lyrica , Neurontin (gabapentin), Gabitril , Topamax ve diğer anti-nöbet ilaçları sinir ağrısında yararlıdır. Bu ilaçlar GABA-benzodiazepin reseptörlerine ve sinir hücrelerine, ağrının sinirler tarafından geçişini değiştirmek için bağlanır.

Anti-depresyon ilaçları
Bunlar amitriptilin , nortriptyline , desipramin ve imipramin gibi ilaçlar . İlaçlar, trisiklik antidepresan ilaçlar olarak adlandırılan eski bir anti-depresyon ilaçları ailesindendir. Cymbalta ayrıca bir anti-depresyon ilaçtır.

Kas gevşeticiler
Bunlar Flexeril (siklobenzaprin), Robaxin (Methocarbamol) ve Skelaxin (metaksalon) içerir.

Narkotik 
Son çare olarak, narkotikler bir seçenektir. Bunlar oksikodon , Percocet , hidrokodon , Vicodin , metadon , fentanil ve diğerleri gibi ilaçlardır . Bağımlılık riski nedeniyle, bunlar sadece son çare olarak kullanılmalıdır. Genellikle anti-nöbet ilaçları veya anti-depresyon ilaçları ile birlikte kullanılırlar.

Hepsini bir araya koy
Temel Yaklaşım
7-9 saat uyu. Uyku hijyeni, otlar veya reçeteleri gerektiği gibi kullanın. Lyme Hastalığında Uyku Bkz : Temel Adımlar , Uyku: Doğal İlaçlar ve Uyku: Reçeteli İlaçlar .
Alt sitokinler. Kullanım lipozomal kurkumin 500 mg 1 hap günde 3 kez ya da anti-sitokin, formül 1-2 hap günde 3 kez. (Antisiktokin kombinasyonları curcumin, resveratrol, siyah çay ekstresi ve N-Asetil Sistein (NAC) içerir. Bu maddeleri içeren bir ürün, Araştırılmış Beslenme ile Cytoquel’dir.) Lipozomal glutatyonun günde 500 ila 500 mg arasına eklenmesi düşünün . Ek anti-sitokin seçenekleri için bkz. Kontrol Sitokinleri: Lyme Belirtilerini ve Bağışıklık Sistemini Düzeltmek için Bir Kılavuz.
Paleo Diyetini deneyin ya da en azından glutenden kaçının . Paleo diyetleri herkes için değil. Paleo diyetleri buğdaydan glüten içermez. En azından, bir kişi paleoyu yiyemezse, en azından birçoklarında inflamatuar olan glutenden kaçının. Bkz Şimdiye kadar en iyi Brain, inflamasyon, ağrı, Enerji ve Detoks Diyeti etkili paleo diyet hakkında daha fazla bilgi için bkz.
Gelişmiş Temel Yaklaşım
Temel yaklaşım etkili değilse, aşağıdakilerden birini veya daha fazlasını ekleyin.

LDN. Bu devam eden miyalji ağrısı, sinir ağrısı ve inflamasyon ağrısı için yararlıdır. Fakat çalışmanın 3 ya da daha fazla ayı alabileceğinin farkında olun. Bu daha yavaş bir yaklaşımdır. LDN bir bileşik eczacı tarafından yapılır. Günde 1,5mg ile başlayın ve günde 4.5mg’ye kadar çalışın. Low Dose Naltrexone (LDN) & Lyme’deki tüm reçete bilgilerini ve yan etki sorunlarını görün .
CBD Yağı veya Tıbbi Esrar. Bu sinir ağrısı için çok yararlıdır. Bazen miyalji ağrısına da yardımcı olabilir. Bu hızlı hareket eden bir yaklaşımdır. Hile doğru dozu bulmaktır. Genellikle kullanmak CBD 5mg günde 2 kez başlayarak. Gece kullanımı için, daha yüksektir tıbbi esrar kullanım THC . CBD, gün içinde yararlı olan ve THC uykuya neden olan upping. Ayrıca bunu 5 mg’da başlatın. CBD ve THC esrar için, dozlama çok bireyseldir. CBD ve THC alma ve kullanma seçenekleri hakkında tam bilgi için bkz. Medical Marijuana, Cannabis, & Lyme için CBD .
Mitokondriyi onarın. Temel yaklaşıma cevap vermeyen kronik ağrı için, özellikle de düşük enerjiniz varsa, mitokondri enerji fabrikalarını onarmak için adımlar atmayı düşünün. En az 2 ay boyunca günde 3 kez NT Factor Phospholipids 2 hapları başlar , daha sonra 4 ay boyunca günde 3 kez 1 hap azalıyor. Bunu, günde 1 kez 400 ila 500 mg lipozomal glutatyon ile alın . Daha ayrıntılı bir plan için Power Up’a bakın ! Enerji ve Mitokondri .
Akupunktur. Bu sinir ve kas ağrısı için çok yararlıdır.
Geliştirilmiş Temel Yaklaşım Artı İlaçlar
Yukarıdaki yaklaşımlar işe yaramıyorsa, Lyrica ya da Cymbalta da dahil olmak üzere anti-nöbet ilaçları ya da anti-depresyon ilaçları eklemek için bir hekimle çalışmayı düşünün . Son seçenekler olarak, narkotikleri düşünün.

Kas spazmları
Magnezyum Malat veya Magnezyum Sitrat ile kas spazmlarını 400 ila 600 mg arasında azaltın . İshal gelişirse dozu azaltın. Geceleri al, çünkü birisini uykulu yapabilir. Bu işe yaramazsa, reçeteli kas gevşetici eklemeyi düşünün.

Devamı

Lyme Hastalığı Belirtileri

Lyme hastalığının belirtileri nelerdir? Hastalığın 3 evresi vardır. Bunlar:

1. Evre : Hastalık henüz vücuda yayılmamıştır.
2. Evre: Hastalık vücuda yayılmaya başlamıştır.
3. Evre: Hastalık tüm vücuda yayılmıştır.

Lyme hastalığının 1. evresinin belirtileri bakteriyi kaptıktan günler ya da haftalar sonra görülür. Bu belirtiler nezlenin belirtilerine çok benzerdir:

– Üşümeli titreme
– Ateş
– Genel bir halsizlik
– Baş ağrısı
– Eklemlerde ağrı
– Kas ağrısı
– Sertleşmiş boyun

Ayrıca kene ısırığının olduğu bölgede düz ya da hafif şişkin kızarıklık görülebilir. Bu bölgenin merkezinde ise temiz bir alan bulunur. Bu kızarıklığa eritema migrans adı verilir ve tedavi edilmezse en az 4 hafta sürer.

Belirtiler gidip gelebilir fakat hastalığa müdahale edilmezse beyne, kalbe ve eklemlere yayılabilir.

Devamı

11. Uluslararası Hastalık Sınıflandırmasında Lyme Borreliosis’in Yeryüzü Kırmalarının Tanınması

18 Haziran 2018’de Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması veya ICD11’in 11. revizyonunu yayınladı. DSÖ, ICD11 revizyonları için 10.000’den fazla teklif almıştır. ICD11 Borreliosis Kodlarında Sağlık Eşitliği için Ad Hoc Komitesi, Lyme’den yaşamı tehdit eden komplikasyonlar için yeni kodlar başarıyla oluşturmuş kapsamlı bir yaklaşım yürütmüştür. Bu, küresel Lyme topluluğu için büyük bir başarıdır çünkü 25 yıldan beri ilk kez bu ciddi komplikasyonların DSÖ (WHO) tarafından resmen tanındığıdır.

ICD11 Borreliosis Kodlarında (veya Ad Hoc Komitesinde) Sağlık Eşitliği için Ad Hoc Komitesi, Lyme ve Relapsing Fever borreliosis için ICD kodlarını iyileştirmek ve yetersiz kodların oluşturduğu insan hakları ihlallerini ele almak için oluşturulmuş uluslararası, gönüllü, profesyonel bir komitedir.

ICD nedir?
ICD sağlık profesyonelleri için ‘ortak bir küresel dil’ dir. ICD10, yaklaşık 14.400 kodlamaya dayanırken, ICD11 hastalık tanısı için 55.000’den fazla kodu ve yaralanmaları ve ölüm nedenlerini tanımlamaktadır. ICD ayrıca dünya çapında sağlık eğilimlerini, ilerlemesini ve tehditleri ve istatistikleri belirlemek için kullanılır.
ICD, ulusal sağlık sistemleri ve program yöneticileri, veri uzmanları, politika yapıcılar ve sağlık kaynaklarını tahsis eden ve ulusal ve küresel sağlığı izleyen diğer kişiler tarafından kullanılır. Otuz bir ülke ICD11 saha testini üstlendi ve tüm Üye Devletler 2022’de hastalık raporlaması ve morbidite ve mortalite istatistikleri için ICD11’i kabul edecekler.

ICD10’dan ICD11’e
Ad Hoc Komite Raporuna göre, ICD11 Borreliosis Diagnostik Kodlarının Güncellenmesi, Birinci Baskı: 29 Mart 2017 , DSÖ, Lyme borreliosisini 1990’lardan beri ‘sonuç hastalığı’ olarak kabul etmiştir, ancak kodlar temelde değişmeden kalmıştır. [1] Bu Rapor, ICD10 kodlarında az bilinen Lyme komplikasyonları olduğunu ve bunların Lyme borreliosis’e bağlı bir döküntü, menenjit, polinöropati ve artriti içerdiğini not eder.

Lyme enfeksiyonu ile yaşayan birçok kişi için Lyme komplikasyonları için kodların olmaması, bakım gereksinimlerinin ulusal sağlık sistemi veya sigorta şirketi tarafından tanınmaması veya karşılanmaması anlamına gelir.

Ad Hoc Komitesi, ICD10 Lyme kodlarının – enfeksiyondan kaynaklanan pek çok komplikasyonları hariç tutarak – çoklu insan hakları ihlallerine nasıl katkıda bulunduğunu gösterdi. Ad Hoc Komitesi, aşağıdakilerin tanınmasını teşvik etmek için DSÖ ICD11 Beta Platformuna kapsamlı dokümantasyon ve öneriler ekledi:
Konjenital Lyme hastalığı, persistan enfeksiyon, borrelial lenfositoma, granuloma annulare, morfea, lokalize skleroderma, liken skleroz ve atrofikus, Lyme menenjit, Lyme nefriti, Lyme hepatit, Lyme miyozit, Lyme aort anevrizması, koroner arter anevrizması, geç Lyme endokarditi, Lyme carditis, Lyme nörit veya nöropati, meningo-vasküler borreliosis ve nöroborreliosis – serebral infarktlar, intrakranial anevrizma, Lyme Parkinsonizm, geç Lyme meningoensefalit veya meningo-myeloensefalit, dementia ve subakut prezenil demans ile Lyme meningoensefalit atrofik formu, nöro-psikiyatrik belirtiler, geç Lyme karaciğer ve diğer visera hastalıkları, böbrek ve üreterin geç dönem Lyme hastalığı, geç dönem Lyme hastalığı, bronş ve akciğer ve seronegatif ve latent Lyme hastalığı, belirtilmemiş.
İsviçre’nin Cenevre kentinde 5 Haziran 2017’de Ad Hoc Komitesi üyeleri, bulgularını ve tavsiyelerini tartışmak üzere Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü olan Sağlık Bakanlığı Dainius Pūras ile bir araya geldi. Örneğin, Lyme kodları büyük ölçüde, çıkar çatışmalarıyla dolu olan ve küresel olarak Amerika Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (IDSA) tarafından tanıtılan bilime dayanmaktadır. Kodlar ayrıca hastalığın ciddi, potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlarının çoğunu görmezden gelir.

2017 raporunun ardından GÜNCELLEŞTİRME ICD11 Borreliyoz Tanı Kodları BM kayıtlarına girmiş, Ad Hoc Komitesi de demansın üstesinden DSÖ yetkilisi olan Dr. Shekhar Saxena ile görüşmüştür. BM ve ABD Hükümetinin eski Kıdemli Danışmanı olan Ad Hoc Komite Direktörü Jenna Luché-Thayer’e göre, “Lyme borreliosis politik bir hastalıktır ve bu yüzden bir Rapor üretmek çok politik bir süreçte sadece ilk adımdır.

Her gün, finansal teşvikler ve kar güdüleri, Avrupa Birliği ve BM Üye Devletleri tarafından belirlenenler gibi gerekli standartları karşılayan mevcut teşhis teknolojilerinin reddedilmesine katkıda bulunur. Kişiler, uluslararası geçerliliği kanıtlanmış standartları karşılayan ve engelli ve ölümcül hale gelen tedavi seçeneklerinden yoksun bırakıldı çünkü ucuz jenerik antimikrobiyallere erişim, palyatif bakım veya semptomları yöneten ve tedavi edilmeyen sistemik enfeksiyonu bırakan pahalı patentli biyolojikler lehine tıkanıyor.

Birleşmiş Milletler toplantılarını takiben, halkı, hükümeti ve BM yetkililerini, Lyme borreliosis ICD10 kodlarının ve ilgili insan hakları ihlallerinin eksiklikleri hakkında bilgilendiren medya kampanyaları düzenledik.

Daha sonra 2018 Raporunu, Lyme ve Relapsing Fever Borreliosis Hastalarının İnsan Hakları Savunucularının Durumunu: Baskısı Özel Raportörlere sunduk. [2] Bu Rapor aynı zamanda ICD kodlarını ve bilimin ilgisini çeken çıkar çatışmalarının on bir farklı uluslararası ve bölgesel insan hakları sözleşmesindeki insan hakları ihlallerine nasıl katkıda bulunduğunu güncellemeye ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Bu rapor, insan hakları savunucuları ve Özel Sağlık Hakimi Özel Raportörü Michel Forst tarafından sağlık hakkı ile ilgili olarak gözden geçirilmiş ve 2018 yılında BM kaydına girmiştir.”

Ad Hoc Komitesinin çabaları küresel işbirliği ve koordinasyona dayanmaktadır. Örneğin, Avustralya, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, Hollanda, Nijerya, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD Cenevre’deki Ad Hoc üyeleri tarafından temsil edildi.

Katılımcılar arasında tıp doktorları ve bilim adamları Barbaros Çetin, Michael Cook, Anne Fierlafijn, Mualla McManus, Clement Meseko, Judith Miklossy, Christian Perrone, Kenneth Liegner, Kenneth Sandström ve Ursula Talib vardı; Theresa Denham, Angelica Johannson, Jennifer Kravis, Torben Thomsen ve Jim Wilson; ve insan hakları uzmanları Jenna Luché-Thayer ve Astrid Stuckelberger.

Lyme borreliosis için ICD kodları 1990’ların başından beri temelde değişmemiştir. Yirmi beş yıllık modası geçmiş kodların ardından, Ad Hoc Komitelerinin çabaları, Lyme borreliosis’ten kaynaklanan yaşamı tehdit eden bazı komplikasyonların çığır açan bir şekilde tanınmasına katkıda bulunmuştur. Yeni ICD11 kodları artık Lyme borreliosis’e bağlı konjenital Lyme borreliosis ve demans ve merkezi sinir sistemi demiyelinizasyonu içermektedir.

ICD11 kodları ayrıca şunları da tanır: Yayılmış Lyme borreliosis, Lyme Neuroborreliosis, Lyme Carditis, Oftalmik Lyme borreliosis, Lyme artrit, Geç kütanöz Lyme borreliosis, Diğer belirtilen dissemine Lyme borreliosis, Disseminated Lyme borreliosis, belirtilmemiş, Lyme hastalığında Enfeksiyöz panuveit ve Lyme’deki Enfeksiyöz intermediate üveit hastalığı.

Luché-Thayer’e göre, “ICD11 kodlarını güncellemeye yönelik Ad Hoc Komitesi çabaları, maalesef, BM sisteminde birçok kişinin Lyme tarafından aileleri ve arkadaşları tarafından harap edildiğine inanıyordu. Bununla birlikte, yeni kodların faydaları ancak hastalar, savunucular, tıbbi ve bilimsel profesyoneller ve politikacılar bilgilendirildiğinde gerçekleşecektir.

Beklenen annelerin bu enfeksiyon için kolayca taranabilmeleri durumunda, hiçbir ebeveynin doğuştan gelen Lyme tarafından zarar gören bir çocuğun üzüntüsü ve zorluğu ile yaşaması gerekmemektedir. Demans, multipl skleroz ve Parkinson hastalığı için ampirik tedaviler arasında Lyme enfeksiyonu için ampirik tedavilerin dahil edilmesi milyonlarca hatta milyarlarca dolar tasarruf sağlayabilir.

Potansiyel olarak ölümcül olabilecek komplikasyonların önlenmesini talep etmek için ortak çaba sarfetmeli ve örgütlenmeli ve bunların altında yatan enfeksiyonlar teşhis edilmeli ve tedavi edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından Lyme enfeksiyonundan kaynaklanan bu yaşamı tehdit eden komplikasyonların tanınmaması reddedilemez. Bu bilginin dünya genelinde sağlık politikalarına entegrasyonu bugün başlamalıdır. ”
[1] ICD11 Borreliyoz Tanı Kodlarını Güncelleme: Birinci Baskı, 29 Mart 2017 . Yazarlar: Jenna Luché-Thayer, Holly Ahern, Dominick DellaSala, Sherrill Franklin, Leona Gilbert, Richard Horowitz, Kenneth Liegner, Mualla McManus, Clement Meseko, Judith Miklossy, Natasha Rudenko, Astrid Stuckelberger. Yardımcı araştırmacılar: Joseph Beaton, John Blakely, Phyllis Freeman, Kunal Garg, Huib Kraaijeveld, Vett Lloyd, Leena Meriläinen. Cees Hamelink, Danışman. Jeff Levy, editoryal destek. Angelica Johannson, örgütsel destek. ISBN-10: 1978091796, ISBN-13: 978-1978091795. CreateSpace Bağımsız Yayımlama Platformu 7 Ekim 2017. Asıl yazara ulaşmak için jennaluche@gmail.com adresine e-posta gönderin.

[2] Lyme ve Relapsing Ateş Borreliosis Hastalarının İnsan Hakları Savunucularının Durumu: Birinci Baskı, 6 Mart 2018 . Yazarlar: Jenna Luché-Thayer, Holly Ahern, Robert Bransfield, Joseph Burrascano, Anne Fierlafijn, Theresa Denham, Huib Kraaijeveld, Jennifer Kravis, Mualla McManus, Clement Meseko, Jack Lambert, Sin Hang Lee, Kenneth Liegner, Christian Perronne, Kenneth Sandström, Ursula Talib, Torben Thomsen, Jim Wilson.
Uzman İnceleyenler: Gabriela Barrios, Barbaros Çetin, Joseph Jemsek, Jose Lapenta, Natasha Rudenko, Armin Schwarzbach.

Danışmanlar: Cees Hamelink, Astrid Stuckelberger. ISBN-10: 1722988061, ISBN-13: 978-1722988067. CreateSpace Independent Publishing Platform 12 Temmuz 2018. Asıl yazara ulaşmak için jennaluche@gmail.com adresine e-posta gönderin.

Devamı

12 Yıldır Epilepsi Tedavisi Gören Genç Lyme Hastası Çıktı

İzmir’in Bergama ilçesinde, 12 yıldır epilepsi tedavisi gören 19 yaşındaki gencin ’taklitçi’ hastalık olarak bilinen Lyme hastası olduğu ortaya çıkarken, anne İsmihan Sefiloğlu, “Taklitçi hastalık olan Lyme ile ilgili tanı konulamadığı için oğlum 12 yıldır boş yere ‘Epilepsi’ tedavisi gördü. Öğrendiğim kadarıyla yalnız biz değilmişiz” dedi.
Bergama ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki Olcayto Sefiloğlu, 7 yaşındayken kalp çarpıntıları, tansiyon yüksekliği, bacak ve eklem ağrıları ile ailesinin yardımıyla hastaneye başvurdu. Tedavi görmeye başlayan Sefiloğlu’na, epilepsi teşhisi konuldu. 12 yıl boyunca tedavi gören Sefiloğlu’nun hastalığında bir gerileme olmadı. Bütün imkanlarını kullanan aile birçok hastane ve doktorla görüştükten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin ile görüştü. Prof. Dr. Çetin, durumdan şüphelenerek gencin epilepsi hastası değil, Lyme hastası olabileceğini söyledi. Yapılan testler sonucunda 12 yıl boyunca epilepsi tedavisi gören gencin Lyme hastası olduğu ortaya çıktı.

Taklitçi bir hastalık olması nedeniyle karıştırılıyor!

Hastalığın çok fazla bilinmediğini ifade eden Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin, Türkiye’de yaklaşık 3-7 milyon kişinin vücutlarında bakterilerle yaşadığını belirtti. Çetin, “Olcayto’nun ailesi bana gelip sorunu söylediklerinde, onları Lyme testi olmaları için yönlendirdim. Ve tahmin ettiğim gibi sonuçlar verileri doğruladı ve pozitif çıktı. Ancak Olcayto son değil. Her ay onlarca kişi bu sebeple bana ulaşıyor. Elimizdeki bilimsel çalışmalara göre, Türkiye’de yaklaşık 3-7 milyon kişi vücutlarında bu bakteri ile yaşıyor. Acilen bu hastalık tanınmalı. Lyme doktorları yetiştirilmeli ve Lyme klinikleri açılmalı” dedi.

“Bu hastalık gelecekte çok büyük acılara neden olacak”

Hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, “Almanya’da her yıl 1 milyon kişi Lyme hastası olarak kayıtlara geçiyor. Amerika’da bu sayı 2-3 milyon civarında. Geçen ay Amerikan Temsilciler Meclisi bu hastalıkla ilgili acil toplandı ve Lyme yasa tasarısı geçti, ancak bu yasa tasarısının senatoda da onaylanması gerekiyor. İşin ciddiyetini farkındalar. 20 ülkede bu hastalıkla ilgili klinikler açıldı. Tüm dünya tehdit altında ve 21. yüzyılın yeni salgını olarak anılmaya başlandı. Dünya Sağlık Örgütü 117 ülkede Lyme hastalığı bulunduğunu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 61 ülkede bu hastalığın endemik olduğunu açıkladı. Biz hala geç kalmış sayılmayız. Eğer zamanında müdahale etmezsek, bu hastalık gelecekte çok büyük acılara neden olacak” diye konuştu.

Anne isyan etti: “12 yıldır boş yere ‘Epilepsi’ tedavisi gördü”
Öte yandan anne İsmihan Sefiloğlu, taklitçi hastalık olarak bilinen Lyme hastalığının 12 yıldır teşhis edilemediğini ve oğlunun boşa tedavi gördüğünü söyledi. Sefiloğlu, “Taklitçi hastalık olan Lyme ile ilgili tanı konulamadığı için oğlum 12 yıldır boş yere ‘Epilepsi’ tedavisi gördü. Öğrendiğim kadarıyla yalnız biz değilmişiz. Devlet bu hastalığı tanımaz ise son da olmayacağız” ifadelerinde bulundu.

“Türkiye bir an önce bu hastalığı tanımalı”

“Lyme hastalığının tedavisi Türkiye’de kabul edilsin, Olcayto gibiler tedavi olabilsin” diyen anne Sefiloğlu, “Oğluma uzun yıllar hep yanlış teşhis konuldu. Tedavisi mümkün olan bu hastalık için ülkemizde tanımlama olmadığından büyük sıkıntılar çektik. Yanlış tedavi yüzünden oğlumda iki yıl önce ani kalp çarpıntıları, tansiyon yüksekliği ile bacak ve eklem ağrıları başladı. Halbuki tanı konulamayan bu hastalığın tedavisi ciddi bir antibiyotik kullanımı kadar basitmiş. Türkiye bir an önce bu hastalığı tanımalı. Oğlumun durumunda olan herkes tedavi olabilmeli” şeklinde konuştu.

350 hastalığı taklit ediyor!

Alınan bilgiye göre bu hastalığın, epilepsi, MS, ALS, lupus, Alzheimer, Parkinson gibi yaklaşık 350 hastalıkla karıştırıldığı ifade edildi. Bu hastalığın, ismi sayılan onlarca hastalıkla eş değer özelikler gösterdiği, bu nedenle teşhis tam konulmadığı içinde yanlış tedavi uygulandığı belirtildi. Öte yandan CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da, Lyme hastalığıyla ilgili meclise araştırma önergesi vermişti. Hastalıkla ilgili ülkelerin aldıkları önlemlere dikkat çeken Bakan, “Sağlık Bakanlığı acilen Lyme’ı gündemine almalı, araştırmalara başlamalı ve hastalıkla mücadele için önlem almalıdır” demişti.

Devamı

Lyme Hastalığı – Barbaros Çetin

Lyme hastalığı için Barbaros Çetin, “Ülkemiz için de taklit ettiği 350’den fazla hastalık gözönünde bulundurulduğunda en az 10 milyon kişinin bu bakteriyi taşıdığını tahmin ediyorum” diyor.

Nedeni kene!
Hastalığa genellikle “Ixodes Ricinus” denilen Orman kenesinin neden olduğu belirtiliyor.

Dünyada George Bush, Ashley Olsen, Richard Gere, Rebecca Welles, New York Valisi George E. Pataki gibi 28 ünlü kişide görülen hastalık, Türkiye’de de 7 yıldır lupus tedavisi görmekte olan Dünya Şampiyonu Milli Judocu Belkıs Zehra Kaya’da teşhis edildi. Hastalık konusunda ABD’nin 7 eyaletinde “Lyme Yasa Tasarısı” Temsi

Lyme hastalığı nedir?

Hastalığa “Borrelia Burgdorferi (Spiroket Bakteri)” adlı bakteri yol açıyor. Bilim insanları olarak bu bakterinin binlerce yıl önce yaşadığını düşünüyorduk. Bundan 3,8 milyar yıl önce dünyada oksijen yokken, oksijensiz bakteriler ortaya çıkmştı. Birinci ihtimal olarak bu dönemden evrimleşerek bakterinin bu günlere geldiği yönünde tahminlerimiz var. İkinci ihtimal ise bu bakterinin göktaşları vasıtasıyla başka bir gezegenden bilmediğimiz bir tarihte dünyaya geldiği yönünde.

Hastalığın belirtileri nedir?

Hiçbir belirti göstermeyebileceği gibi, en bilinen belirtisi vücutta görülebilen iç içe geçmiş kırmızı, pembemsi halka ya da halkalar şeklinde de olabilir.

Hastalık en çok kimlerde görülür?

Lyme en çok çocuklarda ve kadınlarda görülüyor, bu da çok enteresan.

Hastalık nasıl bulaşır?

Doğadaki bütün memeli hayvanlarda, kedilerde, köpeklerde, kurtta, ayıda bütün hayvanlarda bu bakterileri görürsünüz. Sivrisinek, kene, bit gibi canlılar kan emdiğinde Borrelia Burgdorgeri adlı bakteriyi alırlar.

Kalp krizine bile yol açıyor.

Nasıl bir hastalık ile karşı karşıyayız?

Bu bakterinin zaman içinde büyük taklitçi olduğu ortaya çıktı. 350’den fazla hastalığı taklit eden bir hastalık. Romatoid artrit (iltihaplı romatizma), sedef, ürtiker, otizm, Fibromiyalji (yumuşak doku romatizması), lupuz, bipolar bozukluk, MS, ALS, alzheimer, parkinson, demans, üveit gibi çok sayıda hastalığı taklit ediyor. Bu nedenle dünyanın bir numaralı vampir bakterisi diyorum. Beyne girdiği andan itibaren başta yağ asitleri olmak üzere, istediği birçok maddeyi beyin hücrelerinden çalıyor. Taklitçi bir hastalık ile karşı karşıyayız.

2013’te ABD’de 26-38 yaş arası üç kişi trafikte aniden kalp krizi geçirip öldü. Bu kişilerin organlarının bağışı sırasında yapılan kan testinde Lyme hastalığına neden olan bakteri tespit edildi. Hastalık, kalp krizine de neden oluyor. 30 yıldır Türkiye’de olan hastalık düşüklere, anne karnında ölümlere, sakat doğumlara yol açıyor.

‘Kan testi yapılarak teşhis edilebiliyor’

Nasıl teşhis edilir?

Wester blot testi şu an için en kullanışlı test. Bu kan testi ile büyük oranda tespit ediliyor. Bu test bütün dünyada şu an sorun. Test daha da geliştirilmeli. Bakteriye karşı aşı da yok. Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerde özel labarotuvarlarda birkaç merkezde testi yapılıyor. Hastalık ile ilgili farkındalılık artmalı, üniversitelerde bu konularda kürsüler kurulmalı, Lyme klinikleri açılmalıdır, bu konuda çok geç kaldık.

Hastalık nasıl bulaşır?
– Kene yapışması

– Anneden fetusa geçebilir (ABD’de anne hamile kalmadan önce Lyme Testi yaptırır. Eğer hamile iken hastalık ortaya çıkarsa hamilelik sırasında tedavi gerçekleştirilir. )

– Kan emen diğer canlılar (bit, pire, at sineği gibi)

– Cinsel yol

Devamı

Lyme Hastalığına Dikkat!

Lyme hastalığı, kene ısırığı ile bulaşan ve “Borrelia burgdorferi” isimli mikroorganizmaların sebebiyet verip vücudun pek çok sistemini etkileyen bir hastalıktır.

Belirtileri nedeniyle diğer hastalıklarla benzerlik gösteren Lyme’a bu nedenle “BÜYÜK TAKLİTÇİ” denir.

Lyme hastalığı tanısı olduka zor olan bir hastalıktır. Bu hastalık, klinik testler ve bulgular sonucunda da oldukça zor anlaşılmaktadır. Onu diğer hastalıklardan ayıran tek belirti, vücudun ısırığa maruz kalan bölgesinde ortasında boğa gözü gibi bir şekil olan kırmızı halkadır.

Devamı

Lyme Tedavisinde Kullanılan Yöntemler

Tedavide Kullanılan Yöntemler

Vitamin Kokteyl Tedavileri

Ozon tedavisi ile birlikte uygulanabilen vitamin tedavileri genel sağlığımızı korumak adına yapılabilir. Bu vitamin kokteylleri her rahatsızlıkta gereklidir. Bağışıklık sisteminin mikroplar tarafından baskılanmasını ortadan kaldırmaya yardımcıdır. LYME hastalığında diğer tedavilerle birlikte bağışıklığın güçlendirilmesi için beraber yapılır.

Damardan uygulanan tamamen doğal vitaminler ile

-İmmun sistem güçlendirmesi

-Vitalizasyon (yeniden canlandırma)

-Enerji artışı yapılmaktadır

-Detox

-Enfeksiyonların tedavisinde ozon tedavisine ek olarak vitamin kokteylleri uygulanmaktadır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

İmmünoterapi

İmmünopterapi de terapide mikrop, bakteri, virüs, co enfeksiyonları ve parazitler hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Metabolizmada,  her an binlerce metabolik reaksiyon olmakta ve bu metabolik reaksiyonların yıkım ürünleri, açığa çıkan toksinler, serbest oksijen radikalleri vücudun  arınma mekanizmalarında öğütülmekte ve organizma temizlenmektedir.

Vücudumuz detoks mekanizmalarını çok iyi bilir ve uygular. Ancak petrokimya sanayinin gelişimine parelel olarak doğal hayatın ağır metallerle ve toksinlerle zehirlenmesi sonucu, vücudumuzun baş edemeyeceği kadar güçlü toksinlere ve toksik bir yaşama maruz kalmaktayız. Besin katkı maddeleri, sanayi artıkları,  çözücü eritici kimyasallar, petrol ürünleri, temizlik malzemeleri, formaldehit, tolüen, benzen gibi toksinlerin yaşamımızla iç içe geçmesi sebebiyle, yaşamımız detoksifikasyon için tıbbi yardıma ihtiyaç duyar hale geldi.     Karaciğer detoksifikasyonda çok önemli olan karmaşık bir organdır.

1-Kan fitrasyonu

2-Safra oluşumu

3-Evre-I detoksifikasyon reaksiyonları (Sitokrom  P450 sistemi üzerinden olan nötralizasyon zinciri)

4-Evre-II detoksifikasyon reaksiyonları (Glutatyon sistemi üzerinden olan eliminasyon eylemleri)  karaciğerde cereyan eden süreçlerdir. Glutatyon önemli bir detoksifikasyon zinciridir. C-Vitamin desteği Glutatyon düzeyini artırır ve anti-oksidan etki yapar.

Deve dikeninden elde edilen flavanoid komplexi olan Silimarin, karaciğer detoksifikasyonuna yardımcı olan önemli bir fitoterapötik ajandır. Alerjik reaksiyon diyerek ilaçlarla tedavi etmeye çalıştığımız  klinik durumların çoğu, kolonhidroterpi, detoksifikasyon, şelasyon tedavisi, ağır metal eliminasyonu, ozon tedavisi, nöralterapi, homeopati ile tedavi edebileceğimiz durumlardır.

Aşırı yüklenmiş bir organizmada toksin birikimi klinik olarak aşağıdaki şekilde kendini gösterebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

1-Sedef hastalığı

2-Akne

3- Sürekli baş ağrısı

4-İltihaplı hastalıklar (fronkül, abse, karbonkül, reaktif artrit v.s.)

5-Otoimmun hastalıklar

6-Kronik yorgunluk sendromuSağlıklı bir arınma yönteminden sonra bu klinik durumlar düzelir. Aksi takdirde baskılayıcı ilaçlar kullanmakla, sorunu çözmek yerine ötelemiş oluruz.Vücudumuzda biriken ağır metaller:Kurşun, civa, kadminyum,arsenik, nikel ve aliminyum en sık maruz kaldığımız ağır metallerdir.  Ağır metaller  beyin, böbrek ve bağışıklık sisteminde yığımlanma eğilimindedirler. (1) 1-Passwater R.A. and Cranton E.M. “Trace elements, hair analysis, and Nutrition”  New Canaan, CT:Keats, 1983

Ağır metal birikiminin ilk belirtileri belirgin değildir. Genellikle başka durumlara mal edilirler.

Erken belirtiler: Baş ağrısı, yorgunluk, kas ağrıları, hazımsızlık, ürperme, kabızlık, kansızlık, solukluk, baş dönmesi ve koordinasyon bozukluğudur.  Pek çok araştırmada çocukların dikkat eksikliği sorunlarında ağır metal birikimi suçlanmıştır. (2) 2-Pihl R. and Parkers M. “ Hair element Content as a Predictor of Learning  Disabled Children” Sicence 198, page 204-6, 1977

Modern yaşamın iş kollarının bazılarında, ağır metale maruz kalma ihtimali daha barizdir. Pil, akü yapanlar, benzin istasyonları çalışanları, matbaacılar, motor tamircileri, lehimciler, dişçiler ve mücevher işlerinde çalışanlar ağır metal birikimine daha sık maruz kalırlar. Zehirli maddelerin barsaktan emilimini azaltmak için lifli gıdalarla beslenme tavsiye edilir. Bu lifler, sebzelerde, yulaf  kepeğinde, pektin ve reçinelerde bulunur.   Saçın mineral analizi sonucu ağır metal yüklenme miktarı anlaşılır. 10 kilodan fazla kilo almak, Diyabet , Safra taşı , Yüksek miktarda alkol kullanımı,  Sedef  hastalığı,  Doğal ve sentetik steroid kullanımı, östrojen ve OKS kullanımı,  Belli kimyasallara ve ilaçlara uzun süre maruz kalmak,  Viral hepatit  durumlarında ağır metal yüklenmesi göz ardı edilmemelidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

KARACİĞER VE KANI ARITMA SİSTEMİ:

Karaciğerin detoksifikasyon sürecindeki ilk görevi: Karaciğer, dakikada yaklaşık 2 litre kan süzer. Zehirlerden arındırır. Kalın barsaktan portal sistem aracılığıyla karaciğere  gelen toksinleri elimine etmesi bu süzme eylemi sonucudur.  Kolondan gelen bu kan endotoksinler, antijen-antikor kompleksleri ve bir çok başka zehirli madde yüklüdür.  Düzgün bir karaciğer kanı yeniden sisteme aktarmadan önce toksinlerin %90 ını temizler. Ancak karaciğerde sorun varsa bu süzme işlevi çöker.

Karaciğerin detoksifikasyon işlevinin ikinci aşaması safra sentezlenmesi ve salgılanmasıdır. Karaciğer günde yaklaşık 1 litre safra üretir. Barsaklara giden safra ve toksinler lifli gıdalar tarafından emilir ve atılır. Ancak lifli gıdalarla beslenmiyorsa bu toksinler barsaktan atılamayıp absorbsiyon yoluyla tekrar sisteme alınır.  Safranın bir diğer faydası, barsaktaki yağ ve yağda çözünen vitaminlerin  emülsifikasyonlaştırıp emilimlerini kolaylaştırmaktır.

Karaciğerin detoksifikasyondaki üçüncü rolü Sitokrom P450 sistemiyle, toksinleri nötralize etmesidir. Sitokrom P450 sistemi, 100 kadar enzimden oluşur.  Her enzimin belirli tip kimyasallara  afinitesi vardır. Bazı insanlarda bu sistem çok aktif iken bazılarında daha az çalışır durumda olmaktadır. Sitokrom P450 sistemleri iyi çalışanlar, yıllarca sigara içerken vücutları bu sigara toksinlerini rahatlıkla bertaraf edebilmektedir. Ancak Sitokrom P450 sistemleri daha az çalışanlar birkaç on yıl sigara içmekle akciğer kanserine yakalanmaktadırlar. Yani bu sistemin çalışıp çalışmaması, kronik hastalıklara ve kansere yakalanma riskimizi belirlemektedir. Sitokrom P450,  nötralizasyon  işlemiyle, toksinleri suda çözünen yan ürünler haline getirirse böbrekle atılım daha kolay olacaktır. Ancak serbest radikallere dönüştürürse , bu serbest radikallerinde derhal anti-oksidan sistemlerle nötralize edilmesi gerekmektedir. O aşamada ise Karaciğerin detoksifikasyondaki dördüncü aşaması devreye girecektir. ( Şekil :1. Karaciğerde Detoksifikasyon işlemleri)

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Dördüncü aşama Glutatyon sistemidir. Bu sistem sistein, glutamik asit ve glisin den oluşan üç aminoasitli küçük bir peptiddir.  Şelasyon yaparak toksinleri bağlar. Çoğu kimyasal atıklar, ağrı metalar, çözücüler, böcek ilaçları yağda çözünürler. Bu nedenle atılımları çok zorlaşır. Bedenin yağda  çözünen bileşikleri atmasının ilk aşaması safrayla atmasıdır. Ancak safrayla atılan toksinlerin %90 ı tekrar emilmektedir. Yağda çözünenleri, Glutatyon yardımıyla bağlayarak, merkaptat denilen suda çözünen forma getirir. Böylece atılım sağlanır.  Sitokrom P450 ile Glutatyon sistemi arasında  hassas bir denge var.  Bu dengenin bozulması terazinin diğer tarafının ağır gelmesine organizmanın o kısmında aksama olmasına yol açar.Sitokrom P450 sisteminin sadece karaciğerde değil, vücudun başka dokularında ve hatta  beyin dokusunda da bulunduğu iddia edilmektedir. Alzeimer ve Parkinson hastalıklarında bu sistemin görev yapmadığı suçlanmaktadır. Sitokrom P450 sistemine yardımcı olacak besinler: Bakır, Magnezyum,Çinko, C-Vitamini ile Sitokrom P450 sistemi desteklenmelidir.Ancak Glutatyon sistemi iyi çalışmayan bir hastanın Sitokrom P450 sistemini uyarmak doğru değildir. Çünkü bu iki sistem birbirini tamamlayıcı ve destekleyici olarak çalışırlar. İkinci aşamada görevli olan Glutatyon sistemi çalışmazsa, Sitokrom P450 nin ürettiği yan ürünler ortamda birikir ve karaciğer ciddi zarar görür.

Sitokrom P450 yi aktive eden maddeler:

İlaçlar: Alkol, Sigara dumanındaki nikotin, Fenobarbütal, Sülfonamidler, Steroidler

Besinler: Lahana, Brokoli, Brüksel lahanası, Kömür ızgarasında pişirilmiş etler (yüksek oranda zehirli bileşenleri sebebiyle) Yüksek protein diyeti, Portakal ve mandalina

Vitaminler: Niyasin, Riboflavin, C-Vitamini

Bitkiler: karaman kimyonu, dereotu tohumu

Çevresel toksinler: Karbon tetraklorid, Egzos dumanı, Boyalardan çıkan gazlar,Böcek ilaçlarıBesinlerden, Lahanagiller ailesi hem Sitokrom P450 hem de Glutatyon sistemini uyarır.  İndol-3-karbinol içerirler. Bu molekül hem karaciğerde hem de barsakta detoksifikasyon sağlayan bir anti kanser kimyasalıdır. (3)   3-Beecher C.W.W. “ Cancer preventive properties of varieties of Brassica oleracea: A review” Am J Clin Nutr 59,(suppl) page: 1166s-1170s , 1994

Portakal,Mandalina ,Karaman kimyonu ve dere otu tohumu Limonen içerirler. Limonen deney hayvanlarında antikanserojen olduğu saptanan bir fitokimyasaldır. (4)  4-Crowell P.L. and Gould M.N. “Chemoprevention and Therapy of  Cancer by d-Limonene “ Critical Rev Oncogenesis 5 , page 1-22  1994Ancak greyfurtta bulunan Naringenin maddesi genel bilgilerimizin tersine sitokrom P450 nin gücünü %30 oranında azaltmaktadır. Yüksek oranda ilaç kullanıyorsanız greyfurt kullanmamanız gerekir.

Sitokrom P450 sistemini inhibe edenler:

İlaçlar: Benzodiazepinler, Antihistaminikler, simetidin ve mide salgısını önleyen ilaçlar, ketakonazol, sülfanfenazol

Besinler: Greyfurt suyundaki Naringenin,  Zerdeçal baharatındaki Kurkumin, Acı kırmızı biberdeki Kapsaisin, Karanfil yağındaki Öjenol

Diğerleri: Yaşlanma, barsaktaki patojen bakterilerden üreyen toksinler.Hint safranına sarı rengi veren bileşik olan kurkumin, Sitokrom P450 yi baskılarken, Glutatyon sistemini aktive eder.  Bu etkisi kanser önlemede çok yararlıdır. (5 )  5- Nagabhushan M, and Bhide S.V. “ Curcumin as an inhibitor of Cancer”  J.Am Coll Nutr 11 page:192-198, 1992

Sigara içen veya sigara dumanına maruz kalanların ana bileşeni zerdeçal olan köriyi kullanmaları oldukça faydalıdır. Ayrıca günde 500 mgr C.vitamini takviyesinin,  Glutatyon sistemini önemli derecede güçlendirdiği çalışmalarla saptanmıştır.

Sitokrom P450 sisteminin iyi çalışması ve için önerilen besinler: Lahanagiller (lahana, Brüksel lahanası, brokoli), B-vitamininden zengin besinler (mayalı besinler, tam tahıllar), C-Vitamininden zengin besinler ( Biber, lahana, domates) Trunçgiller ( portakal, mandalina) (Greyfurt pek önerilmiyor.)

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

KARACİĞER DETOKSİFİKASYON SİSTEMİNİ DESTEKLEMEK İÇİN TAMAMLAYICI TIP YÖNÜNDEN TEDAVİ PROTOKOLÜ: 

 Karaciğerde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Beslenme: Sağlıklı bir karaciğer için aşağıdaki 3 şeyden uzak durmanız gerekir:

1-Doymuş yağlar

2-Alkol

3-Rafine şeker

Yağ oranı yüksek olan bir diyet kolestaza neden olur. Ancak lif oranı yüksek olan bir diyet, safra salgısını arttırır.

Karaciğeri koruyan gıdalar şunlardır:

1-Yüksek sülfür içeren gıdalar: Sarımsak, baklagiller, soğan ailesi, yumurta

2-Suda çözünen  lifli gıdalar: Armut, yulaf kepeği, elma , baklagiller

3-Lahana ailesi: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana

4-Enginar, pancar, havuç, karahindiba, pek çok yeşil yapraklı ve baharatlar( zerdaçal, tarçın ve mayan kökü)

Ortomoleküler tıp yaklaşımıyla mineral ve vitamin takviyeleri verilmesi önemlidir.  Bakır, Magnezyum,Çinko, C-Vitamini ile Sitokrom P450 sistemi desteklenmelidir.

Nöralterapinin bir organın ve sistemin çalışması üzerindeki etkisi hayati önem arzetmektedir.  Bir organın özellikle karaciğerin, gerek segmental, gerekse gangliyon çölyak üzerinden uyarılması, karaciğer segmentiyle ilişkili olabilecek bozucu alanların regüle edilmesi organın daha aktif ve düzenli çalışmasına destek verecektir.

Fitoterapi bakış açısıyla: Karaciğer dostu olan Silimarin in destek ürün olarak risk gruplarına verilmesi, önemlidir. Silimarin , C ve E vitaminlerinden kat kat daha güçlüdür. Glutatyon sistemini %35 gibi yüksek bir oranda artırmaktadır. Glutatyon sistemi ne kadar güçlüyse karaciğerin detoksifikasyon etkisi o kadar güçlüdür. Kanserden koruma, toksinlerin dokuya zarar vermesinden koruma, sirozdan koruma ve alkolun zararlarından korunma , konusunda  Silimarin altın değere sahip bir moleküldür. Rowacholl gibi karaciğer ve  safra sistemleri üzerine etkili drogların 3 ay gibi bir zaman diliminde kullanılması önemlidir.Dokudan ağır metallerin eliminasyonu için Almanya Gissen Üniversitesi Tamamlayıcı Tıp Kürsüsünden Prof . Dr. Hergert ve Prof.Dr. Hüseyin Nazlıkul un önerdikleri fitoterapötik ajanlarla şelasyon tedavisi bu aşamada önemlidir. Bir yosun derivesi olan Chlorella    ve Coriander’in (Kişniş Tohumu) günde 3 defa kullanılması ve bu tedavinin 6 ay devam etmesi önemlidir.Ayrıca sağlıklı bir barsak florası için gayta analizi, besin alerjisi testi önerilmektedir. Candida hakimiyeti olan bir kolonda mutlaka Probiotikler ve Dida kullanılması önerilmektedir.Haftada 1 veya 2 doz  rektal ozon uygulanması ve 5 gün arayla 3 defa kolonhidroterapi yapılması, tamamlayıcı tıp disiplini içerisinde hastalarımıza sunacağımız mükemmel bir koruyucu hekimlik hizmetidir.Bu tedaviler mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır. Hekim denetiminde yapılmalıdır. Tek başına bu uygulamalardan herhangi birinin hekim bilgisi dışında kullanılmasının, bir anlamı olmadığı gibi, sakıncalı sonuçlar doğurduğu da bilinmektedir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Homeopati

Homeopati terapisinde  mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Homeapati tüm hastalıklarada kandaki mikrop,bakteri,virüs ve parazitleri yok etmede çok başarılıdır.Doğru kullanılırsa sentetik ilaçlara gerek kalmadan hasta zarar  görmeden tedavi edilebilr.  

Homeopati şu hastalıklarda kullanılır veya şu hastalıklarda kullanılmaz tarzı bir yaklaşı, homeopatinin ruhuma, felsefesine aykırıdır. Biridi böyle bir soru soruyorsa onun homeopatiyi hiç bilmediğini ve allopatik bir bakışa sahip olduğunu hemen anlarız. Homeopati yaşam enerjisini regüle etmekte ve  tüm hastalıklarda başarı göstermektedir.

Homeopatinin Kısa Tarihi Homeopati “maddeler seyreltildikçe etki güçleri artar“ prensibine dayanmaktadır.- Bu prensip tarihte ilk defa antik Yunan döneminin en tanınmış hekimi olan Hippokrates tarafından farkedilmiştir. Daha sonra bu doğa yasası 16. yüzyılda Alman gezgin, Hekim ve Simyacı Paracelsus tarafından oldukça yoğun bir şekilde araştırılmıştır.

Fakat bu doğa prensiplerini ilk defa Doktor, Eczacı ve Kimyacı olan Samuel Hahnemann kendi üzerinde yaptığı denemelerle doğrulamış ve bu gücü hastalıkların tedavisinde kullanmayı bir bilim haline getirmiştir.Christian Friedrich Samuel Hahnemann 1755 de Almanya’nın Meissen şehrinde ( bugün Dresden’e bağlı) doğmuş. Tıp, eczacılık ve kimya öğrenimlerini bitirdikten sonra kısa bir süre hekim olarak çalışmış ve müteakiben bu şekilde doktorluk yapmayı red etmiş ve bildiği yedi dilde, çeviri yapmayı tercih etmiştir.

Çeviriler esnasında Kınakına ağacının (Latinamerika’nın tropik bölgesinde yetişir) kabuğunun sağlıklı bir insan tarafından alındığında malarya ( sıtma ) hastalığına benzer semptomlar gösterdiğini öğrenmiş ve kendi üzerinde bunu defalarca denemiştir. Bu şekilde tedavi yapılması kanısına varıp bir dizi deneme ve olumlu sonuçlar aldıktan sonra bunları ana eseri olan “Das Organon“ adlı kitabında bilimsel bir hale getirmiştir. Böylece Homeopati modern ve doğal bir tedavi yöntemi olarak doğmuştur.Hahnemann uzun süre Almanya’da Homeopat olarak hasta kabul görmüş  ve hayatının sonuna kadar (1843 / Paris) yaptığı araştırmalar hakkında çok sayıda kitap yazmıştır.

Akupunktur, Homeopati, Nöralterapi, Proloterapi,Ozon Tedavisi özellikle kronik hastalıkların tedavisinde destek tedavi, yardımcı tedavi, Komplementer tedavi adıyla hekimler ve hastalar tarafından tanınır ve uygulanır olmuştur.Aslında hastayı tedavi eden ve hekim tarafından uygulanan, bilim olan, kanıta ve yanıta dayalı açıklamaları olan tıp disiplinlerin tamamlayıcı ve destek diye ayırmak pek uygun değildir. Belli alanların kontrolünü eline geçirmiş olan ve sektörleşen her hizmet, kendine rakip olanı dışlıyor. Ancak ortada bir gerçek var ki, amputasyon önerilen bacakları ozon tedavisi ile kurtarılabilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

MANYETİK ALAN TEDAVİLERİ

Manyetik alan terapisinde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Yer kabuğunun doğal bir magnetizması (manyetik alanı)  vardır. Aynı şekilde atmosfer tabakasının da insanlar üzerinde yarattığı bir alan vardır. Bu manyetik etkileşim hücre zarında madde alışverişini, atık maddeleri ve toksinlerin uzaklaştırılmasını, su, besin, oksijen, minerallerin alınmasını sağlayarak, yaşamsal fonksiyonların dengeli devamını sağlar. Ancak günümüz yaşamlarında sadece bu iki doğal elektromanyetik alanın etkisinde kalamıyoruz, çünkü yeni dünya bir elektriksel dünya ve sürekli olarak başka elektriksel ve elektromanyetik alanların etkisindeyiz. Bu bozuk ve devamlı manyetik alanlar da kendi elektriksel yapımızı bozarak hastalıkların oluşumuna bir faktör daha oluştururlar.

Pulsatif manyetik alan tedavisi, belli frekanslarda elektriksel alan oluşturan bir makina küçük jeneratördür. Uyguladığımız diğer tedavilerin yanında, istirahat süresi boyunca  çevrenizde yaratacağı sağlıklı ve dengeli elektromanyetik alan ile bedene bu doğal manyetik alanı sağlar. Böylece vücut dokularını uygun bir şekilde etkileyerek hücre zarlarının geçirgenliğini sağlarken, bir çok hastalığın tedavisinde de başarılı bir şekilde kullanılır.Tedavide oldukça geniş bir uygulama alanı olması, kolay uygulanabilirliği, doğal bir metot oluşu ve yan etkisi olmaması, magnetoterapiyi oldukça önemli kılmaktadır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

BİOFOTON

Biofoton terapisinde mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller  hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Biofoton hormon ve hücreleri etkilemek için ışığın iyileştirici gücünü kullanan bir tedavi sistemidir. Işık fotonları cilt tarafından emilir, vücutta çoğalır ve dağılır. Sinir sisteminden dallanarak omurilikten beyne ulaşır ve anlamsal olarak üretme işleminde düzenleme yaparak çeşitli hormonları üzerinde olumlu etkiye sahiptir örnek olarak endorfin ve serotonin.

Foton sinyalleri diğer bağlantılar üzerinden böbreküstü bezlerine ulaşır ve burada DHEA (Strese karşı önemli bir hormondur) ve kortisolün değişen üretimine yol açar. Yapılan klinik incelemelerde ışık terapisi ile DHEA ve Kortizon seviyelerinde anlamlı değişiklikler olduğu gözlenmiştir.

Bilimsel araştırmacı, organizma için biyokimyasal bazdaki moleküler etkileşimin ötesinde bilgi ve enerjinin aşırı derecede önemli olduğu hakkında daha fazla bulguya sahip olmaya başlamıştır. Empirik olarak gözlemlenen birçok fenomen biyo-kimyasal eylemlerle açıklanamıyor, bilgi ve enerjiden kaynaklanan etkenlerden kaynaklanıyor.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlarıyla yurt dışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

FİTOTERAPİ

Fitoterapide mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları,parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Latince Phyton (Bitki) ile Therapeia (Tedavi) kelimelerinden oluşan Fitoterapi, hastalıkların taze veya kurutulmuş bitkiler ve onların doğal ekstreleri ile tedavi edilmesi yöntemine verilen addır.

Bitkiler yalnızca bitkisel tedavi yöntemleri çerçevesinde kullanılmaz. Allopatik hekimlikte de bitki kullanılır; hatta bir zamanlar bütün ilaçlar bitkilerden yapılırdı. Bitki tedavisinin hakkını verebilmek için, allopatinin ilaç hazırlarken, bitkileri ne şekilde kullandığın bilmek anlamlı olmaktadır. LYME tedavisinde kişinin semptomlarına göre bitkisel ekstratlar, sıvı veya kapsül şeklinde kişiye özel  protokoller oluşturulur.

Unutulmamalıdır ki, fitoterapi de bir bilim alanıdır. Anadolu tıbbı, fitoterapinin en yoğun olarak uygulandığı bilim alanlarda bir tanesidir.Kliniğimizde fitoterapik yaklaşımı modern tıbbın ve farmakolojinin sentezinde bütünleşmiştir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

ŞELASYON TEDAVİSİ

Şelasyon terapide mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları, parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Şelasyon kelime anlamı olarak, metallerin bağlanarak atılması demektir. Şelasyon tedavisi, vücuttan ağır metallerin uzaklaştırılması yöntemidir. Şelasyon tedavisi adı altında günümüzde pekçok yöntem kullanılmaktadır. Kliniğimizde özel diyagnoz yöntemleri (vega, reviquant) ile ağır metal seviyesi yüksek olan ve hastalığının tedavisi için bu yükten kurtulması gereken vakalara doğal ürünler ve serum ile şelasyon yöntemleri uygulamaktayız.  Şelasyon hastanın takibi ile parametrelerin tekrarlayan kontrolleri ile uygulanan dinamik bir tedavi sürecidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Ozon Terapi Nedir?

Ozon terapide  mikrop,bakteri,virüs,co enfeksiyonları,parazitler ve ağır metaller hastada öğrenilerek tedavi edilebilir.Kişide çıkan sonuçlar LYME  tedavisinin temelini oluşturmaktadır.

Tedavi amaçlı Ozon Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Ozon terapist, ozon terapi konusunda eğitimli bir doktor, hastanın durumu ve tıbbi endikasyona göre hastanın alacağı komple dozu belirler.

Özellikleri ve etkisi
Medikal ozonun iyi bilinen bactericidal (bakteri öldürücü), fungicidal (mantar öldürücü) and virostatic (virüs çoğalmasını önleyici) özelliği sebebiyle, enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır, ve organik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozonu çok değerli kılar.

Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.

Ozon sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak , vücudun bağışıklık hücreleri cytokin (interferones yada interleukins gibi önemli aracıları içeren) adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca zincirleme bir şekilde pozitif değişiklikler yaratarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf olduğu veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında özellikle çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.

Majör Otohemoterapi adıyla bilinen küçük miktarlarda uygulanan ozon sonuç olarak vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikalleri yok eden enzimleri aktive ederler. Kronik enflamatuar hastalıklarda ozonun neden kullanıldığı böylece anlaşılmaktadır.

Endikasyonlar 
Seçici özellikleri sayesinde medikal ozon 4 temel alanda kullanılmaktadır :
1. Dolaşım bozukluklarının tedavisi ve geriatride
2. Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde örneğin karaciğer hastalıklarından hepatitler, uçuklar (herpes).
3. Zor iyileşen enfekte yaralarda ve enflamatuar hastalıklarda örneğin
Bacaklardaki açık yaralar (ulcus cruris)
Enflamatuar barsak hastalıkları (kolit, Proktit)
Yanıklar, haşlanma ve enfekte yaralar, mantar enfeksiyonları
4. Kanser tedavisinde ilave ya da tamamlayıcı olarak ozon bağışıklık sistemini güçlendirici olarak düşük dozlarda “majör otohemoterapi” formunda veya “minör otohemoterapi” olarak kullanılır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Uygulama yöntemleri
UYARI:
 Ozon gazının solunması akciğerlerde tahrişe sebep olduğundan sakıncalıdır.
Senelerin deneyimi sonucunda ve son yapılan klinik çalışmalar ışığında beş uygulama şeklinin geçerliliği kabul edilmiştir:
1.Majör otohemoterapi (Hastadan kan alınarak tedavinin yapılması) geriatride dolaşım bozukluklarında yeniden canlanmayı sağlamak için, viral kökenli hastalıklarda ve genel bağışıklık sistemi aktivasyonu için kullanılır.
Bu metodla, 50 ila 100 ml hastanın kanı alınır, tam olarak tesbit edilmiş ozonla karıştırıldıktan sonra hastaya geri verilir. Ozon kırmızı ve beyaz kan hücrelerini oluşturan spesifik maddelerle tamamen reaksiyona girer ve böylece vital metabolizmayı arttırır. İşte bu aktive edilmiş kan hastaya hemen normal bir damlalık kullanarak tekrar geri verilir.

Aynı prensibi kullanarak, minör otohemoterapi diye adlandırılan yöntemde ise ozonlanmış 3-5 ml kan intramusküler yolla hastaya geri verilir. Bu yöntemle spesifik olmayan bağışıklık sistem aktivasyonu yapılır: alerjik hastalıklarda ve genel olarak bağışıklık sistemini güçlendirmekte kullanılır.

2.Eksternal tedavi ozon gazını kapalı bir sistemde özel bir plastik bot içinde dolaştırarak ya da vücudun farklı bölgelerine uygun torbalar, folyolar ile gerçekleştirilir. Bu sarf malzemeleri ozona dayanıklı materyalden yapılır. Vücudun tedavi edilecek kısmı önceden su ile nemlendirilir, çünkü ozon kuru bölgelere etki etmez. Bu metod ülserleri, yaraları, açık yaraları, ameliyat sonrası oluşan lezyonları, shingles (herpes) ve enfekte olmuş alanları tedavi etmekte çok etkilidir. Diğer yöntemler ozonlu saf su ve ozonlu saf medikal zeytin yağı kulanmaktır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
3.O3 gasının rektal yolla uygulanması kulağa hoş gelmese de o kadar rahatsızlık verici değildir. Aslında hasta kesinlıkle hiçbir rahatsızlık hissetmez, çünkü O3 gazı direkt olarak hassas barsak cidarı tarafından emilir; buna ek olarak tüp ve torbalar tek kullanımlık olduğundan tamamen hijyeniktir ve hasta kendi kendine uygulayabilir. Diğer bir yaklaşım steril sistem içinde şırınga ile verilmesidir. Bu metod genelde barsakların enflamatuar hastalıklarında endikedir ancak son zamanlarda daha az invaziv olmasından dolayı genel sağlık ve yeniden canlanma için kullanılmaktadır. Almanyda en sık kullanılan metottur.

4.Ozonun eklem içi enjeksiyonu; ancak bu yaklaşım hiç bir zaman nöralterapi kadar etkili değildir.  Bu metod ağrılı enflamatuar hastalığı olan ekleme uygulanır (artrit,rekurren artroz, genel patolojik sertliklerde uygulanabilir). Nöralterapinin önemi ozon yapanlarda görülüdüğünde artık onlarda ozon yerine veya bazen birlikte prcain ilave etmektedirler. Benim 10 yıllın üzerindeki deneyimlerimden eklem içine enejksiyon için ozondan ziyada tercih nöralterapi olmalıdır.

3. Genel Olarak Hangi Hastalıklarda Ozon Tedavisi Yapılabilir
Ozon tedavisi ile birçok patolojik durum daha iyi hale gelir veya tamamen düzelir. Bu durum bir seri tıbbi araştırma ve tıbbi yayın ile kanıtlanmıştır. Kural olarak hastalıkların tedavisinde ozon diğer tedavilere ek olarak uygulanır, tamamlayıcı tedavi grubuna girer.

Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.

Medikal ozon kurallara uygun olarak uygulandığı taktirde tamamen güvenli ,pratik, etkili ve ucuzdur.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Doğal olarak,diğer tıbbi tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi % 100 garanti hiçbir zaman vaad edilemez , tedavi başarısı uygulanan duruma , hastalığın ve hastanın genel sağlık durumuna bağlıdır ancak ozon tedavi ile hastanın genel durumunda iyileşme ve ağrılarında azalma mutlaka olmaktadır. Başarı hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olduğu gibi uygulanan yönteme, konsantrasyona ve sıklığına bağlıdır.
Göz hastalıklarında ozon tedavi 
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.

Kanser
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) – cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği, 100 yıl boyunca içme suyunun arıtılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı. Bu özellikleri, inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu çok etkili bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları, mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonları.

Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları alt bacağın ülserleri şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex), herpes zoster. Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. dudakların uçuğu , sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları 
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

Artritik/Romatizmal Durumlar – Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .

Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

 

Göz hastalıklarında ozon tedavi 
Yaşa bağlı dolaşım bozuklukları atrofik ve dejeneratif değişikliklerle gözü de etkilemektedir.Örneğin senil makuler dejenerasyonretina merkezinde meydana gelmektedir- vizüel fokusun en keskin oluğu noktadır.Bundan dolayı oluşan sekeler optik sinir atrofisine kadar giden çeşitli derecelerde etkili olmaktadır. Yapılan klinik çalışmalarda (Siena Üniversitesinde )ozon otohemotransfüzyon sonrası 6-8 ay içerisinde vizyonda iyileşmeler kaydedilmiştir.Tedavinin devam ettirilmesi halinde vizüel performansta artış gözlenmiş veya daha kötüye gidiş durdurulmakta olduğu saptanmış.

Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları alt bacağın ülserleri şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex), herpes zoster. Uçuğun her iki tipi, virüsler tarafından oluşur. dudakların uçuğu , sık sık tekrar eden ve nahoş bir hastalıktır, çok başarılı bir şekilde diğer tıbbi metotlarla ozonun kombinasyonu şeklinde tedavi edilir.

Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

Enflamasyonlu ve dejeneratif eklem hastalıkları 
Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara- spesifik egsersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

Artritik/Romatizmal Durumlar – Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .

Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine olarak tamamlayıcı amaçla kullanılmaktadır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Devamı

Lyme Nasıl Tedavi Edilir?

Lyme Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılıyor? Tedavi Aşamaları Nelerdir?

Tanı koyup ilaç yazma yerine hastalıkların nedenini bularak çözümler üretir. Hastayı bütüncül değerlendirir.
Hastanın şikayetinin özellikleri, hastalığın nedenini bulma konusunda pek çok ipucu içerir. Tedavi temelini oluşturan hastayı doğru dinlemek çok önemlidir.Tedavi araçları olarak ilaçlar yerine bedenin network’ünü düzenleyen bütünsel yaklaşım kullanılır.

Hastayı Dinlemek

1. Hastanın ayrıntılı öyküsü alınır.

  • Öncelikle hastanın şikayeti müdahale edilmeden dinlenir, olduğu gibi kaydedilir.
  • LYME ile ilgili detaylı sorgulama yapılır (şekli, süresi, nereden başladığı, ne zaman olduğu…).
  • Tüm hayatı boyunca geçirdiği hastalıklar kaydedilir.
  • Şikayeti ile bağlantılı olabilecek, hastanın aktarmadığı şikayetler sorgulanır.
  • Ailesindeki hastalıklar, özellikle hastanın şikayeti ile ilişkili olanlar kaydedilir.
  • Hastanın tüm şikayetleri ve yaşadıkları zaman çizelgesi yapılır.

2. Hastaya LYME ile ilgili sorunları sorulur.

Lyme Tedavi Planları

Hastanın bilgileri değerlendirildikten sonra tedavi planı yapılır. Tedavi süresince semptomlardaki değişimlere göre plan değişikliği yapılabilir. Seans sayısı değişebilir

Lyme Tedavi Süresi

Tedavi seanslar halinde yapılır. Seansların belli bir aralığı olmakla birlikte standart değildir. Hastanın yaşam koşulları ve tedaviye alınan cevap önemlidir. Her hastada hastanın değerlendirmesini takiben kişiye özel planlama yapılır.

  • 1-3-5-7-10 seans olabilir.
  • İlk aşamada yapılan tedavi planlaması her seansta değişebilir.
  • Hastanın tedaviye verdiği cevap ve semptomların hiyerarşisindeki değişimler her seans değerlendirilir. Yeniden planlama yapılır.
  • Yaşama yayılan bir tedavidir. Hastalığa yatkınlık tedavi sonrası da devam eder. Yıllar içinde LYME yeni gelişen bozucu alanlar olabilir. Bunlara bağlı hastalık semptomlarında kısmi geri dönüşler görülebilir. Bu durum sorun değildir.
  • Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Devamı

Lyme Nedir?

Lyme kene tarafından bulaştırılan ve borrellia bugdorferi  isimli bakterinin yol açtığı bir hastalıktır. Anneden çocuğa da geçebilmektedir.Amerikada 100 ,tüm dünyada 300 tane borrellia türü vardır.

LYME NEDİR?

LYME HASTALIĞI VE BELİRTİLERİ

Lyme hastalığı kene tarafından bulaştırılan ve borrellia bugdorferi  isimli bakterinin yol açtığı bir hastalıktır.Anneden çocuğa da geçebilmektedir. Amerikada 100 ,tüm dünyada 300 tane borrellia türü vardır. 1975 yılında Amerika’nın Connecticut kentinin lyme kasabasında yoğun olarak görülmesi yüzünden bu rahatsızlığa Lyme denmiştir. 1982 yılında Willy Bugdorferi tarafından lyme rahatsızlığına borrellia bakterisinin yol açtığı tespit edilmiştir.

Lyme yol açan bakteri ince uzun ve spiral şeklinde bir bakteridir.Hareket edebilmesini sağlayan flagella denen uzantıları bulunur ve çok hızlı dokular içerisinde hareket edebilir.

Taşıyıcı keneler geyik kenesi denen ixodes dammini ve ixodes scapularis ,ixodes pasificus denen keneler ve lone star stick denen kene yaygın olarak bu bakteriyi taşır.Bu keneler 2-3 mm uzunlukta  1-1,5 mm genişlikte küçük kenelerdir.Bunlar yumurtadan ilk çıktıklarında larva denen 6 ayaklı haldedir.Daha sonra yarı erişkin olan nympha haline erişirler ve bu evrede bakteriyi bulaştırıcı özelliktedir ve erişkin formunun neredeyse yarısı büyüklüğündedir ve 8 ayaklıdır.Daha açık renktedir erişkin formuna ulaşır ve rengi koyu kahverengi ,bronz rengi ve kırmızımsı olabilir.Ancak sadece bu keneler ağaç keneleri ve köpek keneleri de bu bakteriyi taşıyabilir.Onun için bütün kene ısırıklarının lyme hastalığını bulaştırmada potansiyel tehlike taşıdığı unutulmamalıdır.Sadece geyik keneleri bulaştırmaz.Diğer keneler daha büyük ve belirginlerdir.Keneler bağırsaklarında borrellia bakterisini taşırlar.Bahar,yaz ve sonbaharda aktiftirler.güneş ışınından kaçarlar ve genelde çayır ve ağaçların olduğu gölge yerleri tercih ederler.Yumurtanın çatlama ve larva formunun  yaşaması için %65 den fazla nem gerekmektedir.Bu yüzden serin yağışlı ilkbahar üreme için idealdir.bu keneler bir çok hayvan tarafından taşınır.Geyik tilki,çalka,köpek,fare,rakun,inek vahşi hayvanlar ve insan.Amerikan bıldırcını,sülün piliç ve hindide de bulunabilir.Evcil hayvanlar enfekte keneyi eve taşıyabilir.Ayrıca enfekte anneden hamilelik esnasında çocuğa geçebilir .

Lyme hastalığı 3 evreye ayrılır

1)Erken dönem lyme hastalığı

2)Erken dönem yaygın lyme hastalığı

3)Kronik persistan enfeksiyonu

ERKEN DÖNEM LYME HASTALIĞI (AKUT LYME)

Kene ısırmasından sonra 3 gün ile 1 ay sırasında eritema migrans denen (öküzgözü eritem)ortası açık kenarları kırmızı veya iç içe geçmiş koyu kırmızı alanlar içinde açık kırmızı alanlar içeren eritem (kızarıklık) %50 den az vakada meydana gelir.Daire yada elips şeklindedir.Ancak bazen dairevi olmayıp geliş güzel şekillerde de olabilir.Bu görüntü lyme hastalığına hastır ve tanı koydurur.Ancak her vakada görülmediği unutulmamalıdır.Bu eritem 2-4 hafta içinde kendiliğinden kaybolur.Oluştuktan sonra 5-10 gün konsantrik olarak büyüyebilir.Küçükten büyüğe çapı değişebilir.Kaşıntı yapabilir,ısı artışı hissedilebilir.Hiç şikayet oluşturmayıp fark edilmeyebilirde.

Kene ısırığına bağlı her kırmızılık lyme hastalığına yol açmaz.Kene salgısına karşı alerjik reaksiyonda kırmızılık (eritem)oluşturur.Bu kırmızılık genellikle genişlemez ve birkaç gün içinde kaybolur.

Kene ısırığında 4-6 hafta sonra lyme hastalığının ilk sistemik bulguları olabilir veya olmayabilir.Grip benzeri tablo ve bitkinlik bu dönemde olabilir.Boğaz ağrısı baş ağrısı,boyun ağrıları,ciddi yorgunluk,lenf bezi şişliği,titreme ve ateş  görülebilir.Bu tabloda boğaz ağrısı hariç üst solunum yolunun diğer belirtileri (burun akıntısı,öksürük) genellikle bulunmaz ve bu lyme hastalığını gribal enfeksiyonundan ayırır.Bu durum kendiliğinden geçer.Daha sonra eklem ve kas ağrıları başlayabilir.Eklem ağrıları genellikle büyük eklemleri (özelliklede diz)tutsada küçük eklemleri tutabilir.Ağrı genellikle şiddetlidir ve eklemden ekleme atlayıp gezebilir.Dişlerde ve çene ekleminde  ağrı yaygındır.Nörolojik tutulum kas seğirmesi,deride duyu bozuklukları,karıncalanma,hissizlik,deride yanma,zonklayıcı ağrılara yol açabilir.

Yüz felci lyme hastalığının diğer bir nörolojik belirtisidir.(%11 vakada görülür)Beyin tutulumu kısa süreli hafıza bozukluğu,kognivite  bozukluk (dikkat,konsantrasyon,hafıza bozukluğu ve panik atak,anksiete,depresyon gibi psikiatrik semptomlar gösterebilir.Ensefalit (beyin iltihabı) ve yüz felci kene ısırmasından sonra ilk birkaç ay içinde oluşma eğilimindedir.Fakat hastalığın alevlendiği herhangi bir zamanda da görülebilir.

Bu evrede diğer belirtiler;görme bulanıklığı ,uveit,kulak çınlaması,işitme kaybı,nefes almanın yüzeyelleşmesi çarpıntı ,taşıkardi,göğüs ağrısı,karın ağrıları,ishal veya spastik kolon,testislerde veya pelvik (leğen kemiği) bölgede ağrı idrar kaçırma,idrara ani sıkışma ve altına kaçırma,baş dönmesi ,titreme ve hepatitdir(karaciğer iltihabı).

Lyme hastalığı infeksiyöz  ve toksik bir hastalıktır.Birçok değişik yakınmalara yol açabilir.Fibromiyalji,kronik yorgunluk,eklem ağrıları,kas bağ dokusu,tendon ağrıları içerebilir.Öncelikli bir nörolojik hastalık olarakta kendini gösterebilir.yüzlerce lyme a bağlı belirti olduğunu ve diğer hastalıkları taklit edeceği unutulmamalıdır.

Lyme hastalığının çok hastalıkla karışması yüzünden bu hastalığa büyük taklitçide denir.

Hastalığın gidişatı ne kadar erken yakalanılabildiğine ve nasıl tedavi edildiğine bağlıdır.Erken güçlü ve geniş tedavi sonucu prognoz mükemmeldir.Fakat birçok vakada erken teşhis koymak zordur.Çünkü belirgin lyme hastalığı belirtileriyle kendini göstermez.Sıklıkla kendini birkaç şüpheli belirtiyle kendini gösterir ve bu durumda kolayca yanlış teşhis konulmasına yol açar.

ERKEN DÖNEM YAYGIN LYME HASTALIĞI

1 yıldan az süredir olan,hafif semptomlu,immün yetmezlik henüz gelişmemiş veya steroid kullanımı olmayan vakalardır.Genellikle 4-6 ay (4-8 hafta aktif hastalık geçtikten sonra devam edilmek suretiyle)antibiyotik tedavisi ile iyileşebilir.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

 

KRONİK PERSİSTANT (ISRARCI )İNFEKSİYON

Kronik lyme  hastalığı demek için 3 kriter vardır.

1)Enfeksiyonun en az 1 yıldan beri bulunması (bu durum ımmun sistemde bozukluğa yol açar).

2)Önemli nörolojik bozukluklar oluşması (ensefatil ,ensefalopati,menenjit)(beyin sis hafıza bozukluğu ,his kusurları vs)

3)Aktif borrallia enfeksiyonunun olması (daha önce antibiyotik tedavisi alsa bile)

Hastalığın ağırlığı vücuttaki bakteri miktarına ,hastalığın süresine ve ilave enfeksiyon bulunup bulunmamasına bağlıdır.Keneler lyme bakterisi ile birlikte babesia,erlichia,bartonella ve mycoplasma isimli enfeksiyon ajanlarını da bulaştırabilirler.Kronik lyme hastalığının %60 ında ilave bir enfeksiyonda vardır.Kronik lyme immun sistemde (bağışıklıl sisteminde)bozulmaya ve baskılanmaya yol açabilir.Birsürü fırsatçı enfeksiyon ajanı (bakteri ve virüsler)hastalığın üzerine eklenebilir.

Bazı yakınma ve belirtiler kene ısırığından sonra haftalar,aylar veya yıllar geçinceye kadar görülmeyebilir.Bu evre genellikle aralıklı epizodlarla eklem,kas kemik ağrıları veya birçok nörolojik belirtilerle yorgunluk,yüz felci,kalp ritim bozukluğu,ve anksiete olabilir.Fakat bunların kombinasyonu da görülebilir.

Vakaların %11 inde kronik lyme artriti gelişir ve bu durum kartilaj ve kemikte erozyana yol açabilir.

Neuroborolliosiste (lyme ın beyni tuttuğu durum)hissizlik,ağrı yüz felci,menenjit,ateş ense sertliği ,ciddi baş ağrısı otonom sinir sistemi bozukluğu ve kalp ritim bozukluğu olabilir,ayrıca hafıza bozukluğu,beyin sisi (beyin fonksiyonlarında yavaşlama ve donukluk)uyku bozukluğu ,ruhsal dalgalanmalar(depresyon,öfke)deride uyuşukluk,karıncalanma olabilir.

Hastalık kötüleşme dönemleriyle birlikte belirtilerin azaldığı veya kaybolduğu dönemler şeklinde seyir gösterebilir.Haftalar ve aylarla ortaya çıkan sıklık (dönemsel)belirtilerle süregenlik gösterebilir.Ağrı,yorgunluk ve baş ağrısı gibi sıkıcı sürekli belirtiler taşıyabilir.Bazı hastalar diğerleinden çok daha fazla belirti gösterebilir ve bu da genetik ve cinsiyet olarak enfeksiyona  farklı cevaplara bağlıdır.Genellikle kadınlar erkeklerden daha fazla hastadırlar ve sebebi bilinmez.Hastalık ilerleyici ,tahrip edici ve sakatlayıcıdır.Nadiren ciddi seyir gösterip tedaviye cevap vermeyen vakalar ölümcül olabilir.

Lyme da metabolik ve endokrin fonksiyon bozuklukları sonucu genellikle kilo alımı görülür,az oranda kilo kaybı olabilir.Böbrek üstü bezi,over ve testisler,tiroid bezinin salgıladığı hormonlarda yetersizlik gelebilir.Kan kortizölü ,testesteron veya östrojen seviyesi,ve tiroid  hormonlarında yetersizlik çıkabilir.

KRONİK LYME HASTALIĞI BELİRTİSİ

Kronik Lyme hastalığı her bireyde farklı bir tablo ile ortaya çıkar. Çok farklı hastalık tablolarının oluşmasına yol açabilir. Ancak kronik LYME hastalarında en çok gözlenen semptomlar şu şekilde sıralanabilir.
-Dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, Konuşma zorluğu, Konuşurken kelime bulma güçlüğü, Düşünme zorluğu ve mental kapasitede azalma. Unutkanlık ve isimleri hatırlamada zorluk, beyin sisi (Kafada donukluk), kaybolma, adresleri bulmada güçlük, arabasını veya evini bulmada güçlük.
-Kronik yorgunluk, bitkinlik, dayanıklılıkta azalma,öğleden sonra ağırlaşan yoğunluğa bağlı uyku ihtiyacı, Boyun sertliği,boyun gıcırtısı,boyun ağrısı.
-Eklem ağrıları ya da iltihabı, kas ağrıları ve kramplar, Vücutta yaygın ağrılar.
-Ağız kuruluğu, Baş ağrısı, boğaz ağrısı, salgı ve lenf bezi şişkinlikleri.
-Anksiyete ve panik atak, manik depresif hastalık, Sinirlilik, duygusal dalgalanmalar, depresyon.
-Göğüs duvarında ağrı, kalp çarpıntısı veya ritm bozukluğu, nefezsiz kalma,kronik öksürük.
-Gündüz uyuklama, fazla uyku, Uykusuzluk, sık uyanma, erken uyanma.
-Havale, Titreme, Işığa ve sese aşırı duyarlılık, Çift görme, görmede bulanıklık, gözde uçuşan cisimler.
-Kulak çınlaması, iştime kaybı, baş dönmesi, denge bozukluğu, başta boşluk hissi.
-Deride uyuşma, batma, yanma hissi, hissizlik.
-Açıklanamayan kilo kaybı veya alımı, saç dökülmesi, gece terlemeleri.
-Cinsel istek azlığı, ereksiyon zorluğu, Açıklanamayan adet düzensizlikleri, genital bölgede ağrı, açıklanamayan memeden süt gelmesi ve meme ağrısı,
-Erken doğum, ölü doğum, doğum defekti, gebelikte düşük.
-Sık idrara çıkma, altına kaçırma, Kabızlık, İshal.
-Alt karın bölgesinde ağrı ve kramplar, Mide de yanma ve ağrı, bulantı.
Lyme hastalığına neden olan spiroket bakteri kronik dönemde bağ dokusuna, eklem ve kas dokusuna,iç organlara ve beyne yerleşebilir. Vucutta kan akımının en az olduğu yerlerin başında gelen kollagen dokuya yerleşir. Bu şekilde vücudun savunma sistemi ve antibiyotiklerden iyi bir şekilde korunmuş olur.
Bakteri insan vücudun da genel olarak 3 form da bulunur. 1-Normal spiral formu. 2- L formunda hücre duvarı bulunmaz. . 3- Etrafını koruyucu musilaj benzeri bir duvarla koruyarak Kist formuna bürünür. Bakteri ayrıca başta ağız olmak üzere diğer patojenlerle Biofilm oluşturur. Hücre duvarı içermeyen formu , hücre duvarına etki eden antibiyotiklere (Penisilin v.s.)karşı dirençlidir. Hücre içinde etki gösterebilen antibiyotikler L formuna etkilidir. Bunlar genellikle tetrasiklin grubu ile makrolit antibiyotiklerdir. Bakteri içine etkili bir antibiyotikle bakteri duvarına etkili antibiyotik birlikte kullanılabilir. Kist formuna hiçbir antibiyotik etkili değildir. Tinidazol ve metranidazol gibi parazit tedavisinde etkili ilaçların kist formunda etkili olduğu görülmüştür.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.
Antibiyotik tedavisinde bakterinin antibiyotiğe direnç geliştirme ihtimaline karşın, hastadaki gelişmeye göre antibiyotik tedavisi düzenlenir. Erken dönem akut Lyme hastalığı dışında geneillikle birden fazla antibiyotik protokolü uygulanır. Antibiyotik tedavisi uzun yıllar sürebilir. Her ay ani kısa süreli kötüleşmeler şeklinde kendini gösterebilir, ancak bu iyileşme kötüleşmesi (Jarisch Herxheimer Reaksiyonu) olarak anılıyor. Bakterilerin parçalanması ve toksik maddenin serbest kalması bu geçiçi kötüleşmelere sebep olur. Tedavi ilerledikçe başta yorgunluk olmak üzere sıkıntılar yavaş yavaş geçer.

Herhangi bir şekilde Lyme bakterisi bulaşmış birisinin vücudu uzun yıllar (15-20 yıl) herhangi bir semptom-belirti vermeyebilir. Bazen de değişik zamanlarda tutulum yaptığı organların faaliyetleri ile ilgili olumsuzluklara neden olabilir. Semptomlar hastadan hastaya değişebilir. Bir hasta da en önemli semptom ciddi kas ağrıları iken bir diğerinde aşırı yorgunluk veya hafıza problemleri olabilir. Panik atak, iç sıkıntısı, deprasyon, unutkanlık gibi belirtiler hastalık görüntüsünde ortaya çıkabilir. Çoçuklara bakteri bulaştığında yorgunluk, agresif hareketler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite şeklinde kendisini gösterebilir.

Hastalığın tam olarak ve zamanında teşhisinde sorunlar halen bulunmaktadır. Özellikle kronik evrede
Hastanın şikayetleri ve klinik durumu çok önemlidir. Özellikle doktorun Lyme konusunda tecrübeli olması gereklidir. Bu evrede teşhis koymak kolay değildir. Belirtiler karışık olduğu için birçok hastalıkla karıştırılabilir.

Lyme’ın 370’den fazla hastalığı taklit etmesi hastalığın insanlık için çok ciddi tehlikeler yaratacağı ortadadır.

Lyme’ın en çok taklit ettiği hastalıklar; MS (Multiple Skleroz), Romatoid artrid (Romatizma), Kardiyomiyopati (Kalp kası hastalığı), Aritmi-Taşikardi, Fibromiyalji(Kas hastalığı), ALS (Motor nöron hastalığı), Lupus (Otoimmün hastalık), Kronik yorgunluk Sendromu, Psikolojik& Psikiyatrik hastalıklar (Başta deprasyon) ve Otizm-Hiperaktivite.

Türkiye’deki Lyme Avrupa’dakine %98-100 oranında benzemektedir. Avrupa Lyme hastalığının tipik özelliği “nörolojik tutuluma yol açması”. Amerikan Lyme hastalığında ise daha çok “Romatizmal tutulum” gösteriyor oluşudur.
Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

 

Spiroket bakteri normalde kanda bulunmayı sevmediğinden mikroskobi ile yakalanma şansı yoktur. En etkili olduğu bilinen Western Blot testinde bile bağışıklık baskılandığı için net bir sonuç alınamamaktadır. Bu testte pozitifliğin yakalanma oranı %50-60 civarındadır. Bazı hastalardan bakterinin varlığı 20.teste bile ortaya çıkabilmektedir. Western Blot testinin yanı sıra PCR,deri veya idrar da antijen arama testleri de yapılabilmektedir.

Yaklaşık 25 milyon kişinin Lyme hastası olduğu tahmin edilen ABD’de, Federal hükümet geçen yıl özel bir şirkete bu testi geliştirmesi için “1 milyon dolar” yardımda bulunmuştur. Amerika’da son 30 yılda ortaya çıkan Lyme vaka istatiklerine göre hastalık erkeklere nazaran daha çok kadın ve çocuklarda görülmüştür. Teşhis edilmesi zor olan bir hastalıktır. Tedavi kişiye özgü olduğu için tedaviyi yapacak doktorun bu konuda iyi uzmanlaşması gerekir. Ayrıca tedavinin başarısında farklı uzmanları bir arada bulunduran ve klinik alt yapısı olan bir hastanenin bulunması çok önemlidir. Amerika ve Avrupa’da Lyme Klinik’leri bulunmaktadır.

Hastalığın geleneksel tedavisinde antibiyotikler kullanılır. Ancak antibiyotik tedavisi tek başına özellikle kronik Lyme hastalığında yeterli değildir. Bunun yanı sıra, Detoks, İmmünoterapi, Vitamin destek, Mineral destek, sağlıklı beslenmek, bazı bitkisel extraktlar, Hipertermi, Rife makinası (Değişik frekanslarda vücuda enerji yayan bir alet), Hiperbarik oksijen tedavisi, ozon tedavisi, Biophoton tedavisi ve benzeri yöntemler tedavide kullanılmaktadır.

Bu bakteri 370 hastalığı taklit etmektedir.

Hastalık değişik şekillerde ortaya çıkmakla beraber ilk belirti deride kenenin ısırdığı bölgede kızarıklıktır. Hedef organlar deri, merkezi sinir sistemi, göz ve kalp gibi organlarda olabilir. Eklemlerde şişlik, sıvı birikimi, hareket etmede zorluk görülür.

Bir kısım hastalarda hastalığın belirtileri terapiden aylar ya da yıllar sonrada devam edebilir. Bu belirtiler kas ağrıları, kireçlenme, boyun tutulması, zihinsel arazlar, sinirsel şikayetler ve aşırı yorgunluğu içerebilir. Ayrıca bakterinin kansere neden olduğu şeklinde bulgulara da rastlanmıştır.

Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

 

 

NASIL TEŞHIS EDİLİR?

Lyme hastalığı erken dönemde teşhis edilebilirse tamamen terapi edilebilen ancak terapi edilmezse kronik eklem hastalığı, nörolojik bozukluklarla kendini gösterebilen bir hastalık. Erken dönemde belirtisi kenenin tutunduğu yerin yani mikrobun organizmaya girdiği yerin etrafında düz, yuvarlak veya oval, parlak kırmızı ve keskin kenarlı cilt bulgusu şeklinde. Önceleri kırmızı yuvarlak döküntü şeklindeki bu belirti, zamanla çapının genişlemesi ve ortasının solması ile halka şeklinde ilerler. Bu belirti, hastalığın tanısının konması için yeterli olmakla birlikte hastaların yüzde 60-70’inde saptanır.

İlerleyen dönemde hastalık eklemleri, kalbi veya merkezi sinir sistemini tutarak bu sistemlere ait belirtilerle kendini gösterir. Bu dönemde de terapi edilmezse kronik yani süregen artrit gelişebilir. İleri dönem belirtilerinden bir kısmı nörolojik olabilir. Menenjit şeklinde olabileceği gibi yüz felci, hafıza bozuklukları, depresyon, yorgunluk, uyku bozuklukları, duyu bozuklukları, felç gibi değişik belirti ve bulgular da olabilir.

Tüm bu klinik bulguların değerlendirilmesi ve Lyme hastalığının akla gelmesi teşhiste önemli rol oynar çünkü ülkemizde oldukça seyrek görülen bir hastalık.

Akla geldikten sonra hastanın serumundan antikor araştırılarak ve test sonuçlarının ileri yöntemlerle doğrulanması ile teşhis kesinleştirilir.

OTİZM İLE LYME BAKTERİSİNİN İLİŞKİSİ NEDİR? OTİZM TEŞHİSİ KONULAN ÇOCUKLARDA BU BAKTERİ OLMASI NEDENİ İLE YANLIŞ TEŞHİS KONULMASI SÖZ KONUSU MU? BU DURUMUNDA NE YAPILMALI?

Dünyada ve Türkiye’de yapılmış bazı araştırmalar otizm ve Lyme hastalığı ilişkisini gösteriyor. Yukarıda bahsi geçen nörolojik tabloların çeşitliliğine baktığımızda bu hiç şaşırtıcı değil. Otizmle asıl ilgilenen çocuk psikiyatırların bu olgularda, başka bazı mikroorganizmalar için söz konusu olduğu gibi Lyme hastalığı etkenini de akılda tutmalarında fayda var.

HASTALIK DAHA SIK NE ZAMAN YAKALANABİLİRİZ?

  • Hastalık ılıman iklimlerde görülmektedir
  • Kenelerin aktif olduğu dönem olan ilkbahar sonu ve yaz ayları hastalığın ilk dönemi ile en yoğun karşılaşıldığı zamandır
  • Ancak hastalık tedavi edilmediğinde yıllarca sürebildiğinden her dönemde karşılaşılır

Erken yaygın Lyme belirtileri

  • EM dan günler / haftalar sonra ortaya çıkar
  • Grip benzeri bulgular ön plandadır
    • Ateş yüksekliği
    • Kas ve eklemlerde ağrı
    • Baş ağrısı ve ense sertliği
    • Boğaz ağrısı, kuru öksürük
    • Len bezi büyüklüğü
    • Yaygın ürtiker
    • Konjunktivit

Geç Lyme hastalığı belirtileri

  • Başlangıçtan aylar / yıllar sonra ortaya çıkar
  • Etkilenmeyen doku / organ yoktur
  • En çok etkilenen doku / organ – Eklemler – Kalp – Sinir sistemi

Geç dönem Lyme’da eklem belirtileri

  • Genellikle büyük eklemlerde, özellikle diz ekleminde artrit
  • Zaman zaman hafifleyip, zaman zaman ataklar yapar

Geç dönemde Lyme’da kalp belirtileri

  • Ritim bozukluğu
  • Endomyokard tutulumu
  • Miyokardit
  • Konjestif kalp yetmezliği

Geç dönemde Lyme da sinir sistemi belirtileri 

  • Hem santral hem de periferik sinir sistemi bulguları görülür
  • Hafıza bozukluğu
  • Depresyon
  • Uyku bozukluğu
  • Menenjit
  • Fasiyal paralizi
  • Miyelit

Lyme Tanısı

Klinik Mikrobiyolojik – Kültür – PZR – ELİSA yöntemi ile IgM ve IgG antikorların saptanması Sonuç pozitif ise – Western Blot ile doğrulanması

Lyme dan korunma 

  • Kenelerin bulunduğu bölgelerden ve kenelerden uzak durmak
  • Gerektiğinde kene kovucular kullanmak
  • Kene tutması sonrası lenfadenomegali geliştiğinde ilk 72 saat içerisinde preemptif tedaviye başlamak
  • Türkiye’de LYME  konusunda uzman hekimlerle ve naturopathy uzmanlaryla yurtdışından ve ülke genelinden gelen hastalara holistik (bütünsel) bakış açısıyla hizmet verilmektedir.

Devamı